Milli maçlar arasında gümbürtüye giden skandal bir durum var F.Bahçe'de... Başkan Aziz Yıldırım ile Hakan Bilal Kutlualp'in aralarının açılmasına sebep olan bir durum... Bir iddia dolaşıyor ortada... Kutlualp, başkan Yıldırım ve bazı medya mensuplarıyla olan konuşmaları telefonuna kaydetmiş. Sonra, telefonu satılmak üzere bir ikinci elciye bırakmış. Tesadüf bu ya... Oradan da telefonu F.Bahçe derneklerinden birinde çalışan garsonlardan biri almış. Garson telefonu incelerken tesadüfen Kutlualp'in silmeyi unuttuğu gizli ses ulaşmış. Başkan Aziz Yıldırım ve kardeşi Ali Yıldırım aleyhine atıp tutan konuşmalar varmış kayıtlarda... Garson camiayi iyi tanıyan biri.. Bulduğu madenin farkında... Telefonu başkanın yakınlarına ulaştırmış... İddia o ya, başkan da kayıtları dinlemiş, pek öfkelenmiş... Kutlualp'e haber yollamış; "Hemen istifa etsin!" Şimdi buraya bir nokta koyalım... Çünkü F.Bahçeli dostlar soruyorlar, "Ne olacak şimdi Hakan Bilal Kutlualp'in durumu?" Dikkat edin soruya, "Ne olacak F.Bahçe'nin hali?" değil "Ne olacak Kutlualp'in durumu?" Ne Şampiyonlar Ligi umurlarında ne de Süper Lig... İşin ilginç tarafı F.Bahçeliler başkanına güveniyor. Ona inanıyor... Ama Hakan Bilal Kutlualp'i de seviyor, Atilla Kıyat'ı sevdiği gibi, Murat Aşık, Necdet Ersoy ve Sadettin Saran'ı sevdiği gibi... Gürbüz Refioğlu, Şadan Kalkavan, Selim Soydan, Hamdi Akın, Uğur Dündar, Hulusi Belgü, Burak Karabacak, Tahir Kıran, Şevket Yılmaz ve Cemil Turan'ı sevdiği gibi. Taraftar istiyor ki, kulüpte kavga olmasın... İstiyor ki, değerler bir bir kulüpten uzaklaşmasın. Onun için soruyor, "Ne olacak Hakan Bilal Kutlualp'in durumu?" Ben ise bilmem kaçıncı kez seyrettiğim sonunu çok iyi bildiğim vizyondan düşmeyen film için kıs kıs gülüyorum... Tabii, başkan Aziz Yıldırım ile "sağ kolum" dediği Kutlualp'in arasına birden bire giren kara kedinin nedenini de merak etmiyor değilim. Mıhlama F.Bahçe de demokrasiyle yönetilen bir kulüptür. Ancak bu kulüpte yönetimin değil, başkan Aziz Yıldırım'ın dediği olur. Birileri bu sebebi, Kutlualp'in başkan ve kardeşi Ali Yıldırım aleyhinde sarfettiği gizli ses kayıtları diye anlatıyor... Böyle bir gerekçeye inanmam mümkün mü değil. O halde gerçek sebep ne olabilir? O da malum aslında, Kutlualp'in dost meclislerinde seslendirdiği bir arzu... Ne mi; "başkanlık hevesi!.." -Çok mu kötü böyle bir arzuyu taşımak? F.Bahçe CEO'su gibi önemli bir görevi üstlenmişken... Adınız bir kaç önemli transfere karışıp, kulüpte itibarınız yükselmiş, çevreniz genişlemiş, size gösterilen teveccühler artmış, bir kaç kez de medyada ekranları doldurup, manşetlerde boy göstermişseniz... Artık "Benim neyim eksik mevcut başkandan?" diye nabız yokluyor olmanız çok mu kötü?.. F.Bahçeli dostlar diyor ki, "Hayır ama muz bile tadını bulabilmesi için olgunlaşmayı bekliyor, Kutlualp de beklemeliydi" -Ne kadar bekleyecek? "En azından şu stad tamamlanıncaya kadar!.." -Hadi canım sen de diyorum... Bu söylediğine sen dahi inanıyor olamazsın? Stadı bitirir de başkanlığı bırakır mı Aziz bey!.. Hem niye bıraksın ki? F.Bahçeli dostum, "Laf aramızda" diyor "Başkanın bırakcağı da yok... Zaten bunu da 'F.Bahçe, Avrupa'da kupa kaldırmadan görevi bırakmam!' diye açıklamadı mı?" Filmin sonu bu kadar net... Aziz başkan başkan olduğu sürece, kimse o makama heveslenemez... Kazara heveslenirse ne mi olur? Kutlualp'in gördüğü serapın kabusu gibi olur! Nitekim duyuyoruz ki; "F.Bahçe'yi seviyorsan istifa et!" diye en yakınları bile baskı yapıyormuş Hakan Bilal Kutlualp'e... Bu ne demek biliyor musunuz? "İstifa et, F.Bahçe başkanlığı senin neyine?" Bu arada, "Kutlualp istifa ederse onun yaptığı onca değerli hizmeti kim yürütecek?" diye düşünebilirsiniz. Başkan onun da gereğini daha Kutlualp istifa etmeden yapmış, sarı-lacivertli kulübün yeni CEO'su olarak Levent Ersalman'ı atamış. Ersalman'a tavisyemiz, her şeyi düşünsün ama başkanlığı asla!.. Bilmem tüm bu anlatılanlar size koca F.Bahçe Kulübü'nün nasıl yönetildiğini yeterince açıklıyor mu? Hayır diyorsanız, daha anlatacak çok hikaye var bizde.