Ne kadar mutlu oldum, bilemezsiniz... Mailime düşen haberi okurken; "İşte spor kardeşliği bu" diye çığlık attım. F.Bahçeli dostum, "Ne oluyor sana? Niye çığlık atıyorsun?" demez mi? Maili okuttum, "G.Saray Başkanı Ünal Aysal, 'F.Bahçe forması giyerim!" diyor. O da sevindi; "Bir F.Bahçeli daha kazanıyoruz!" diye de espri yaptı. Sonra, "Niye bu kadar şaşırdın? Özhan Canaydın başkan, 6-0 kaybettikleri maçtan sonra Aziz Yıldırım'ın elini sıkmamış mıydı? Fair - Play ruhu G.Saray'ın kültüründe var" diye heyecanımı yatıştırdı. Ekranlara baktım, gazeteleri taradım, manşet olması gereken bu samimi söylem birkaç gazete dışında gereken önemi görmemişti. Bekledim. Bayraklaştırılması gereken bu söz için ne sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi için yasa üstüne yasa çıkaranlar "Bravo Başkan" dedi, ne de "şiddet yüzünden futbolun marka değerini yitirmesi" üstüne attı mı mangalda kül bırakmayanlar, Aysal'ın o güzel arzusu için tek kelime etti. Yazık! Bir de ne göreyim? Aziz Yıldırım'ın zehir zemberek açıklamaları manşetlerde: "Biz manipülasyon parasıyla transfer yapmıyoruz." Hoppala! İliklerim dondu. Söyleyecek söz bulamadım. "Futbolumuz bu anlayışla nasıl kalkınır?" sorusunu kara kara düşünürken; "centilmenlik" ve "spor adamlığı" kavramları ile 5149, 6222, 6250 sayılı kanunlar, Kulüpler Yasası çabası, Spor Mahkemesi arayışları sinema şeridi gibi geçti gözümün önünden... Beyler!.. Rekabet olmalı... Hem de tatlı sert olmalı. Ama belden aşağı vuruşlardan sakınmak gerekmez mi? >>> Şikecik çalıştayı! TFF, FIFA ve Europol; üçlüsü İstanbul'da bir "şike çalıştayı" gerçekleştirdi. Sonuç mu; "Dağ fare doğurdu" türünden bir "fotoğraf çekimi." Görüntü mü, "Kapkara bir tablo!" Temenni mi; İtalya'da da ifade edildiği gibi, "Olan oldu hiç değilse olacakları önleyelim." >>> TV'ler nihayet anladı! Gazetem Türkiye, radyom TGRT FM, televizyonum TGRT Haber ve Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde... Sözün düştüğü her yerde yazıyor, anlatıyor ve seslendiriyorum. "Spor; sevgi, saygı, sabır ve şükür." Öğrencilerim iyi bilir; "Sporun; barış, dostluk ve kardeşlik" olduğunu ne denli vurguladığımı. Bitmedi, "Spor; temsil, tanıtım ve diplomasi" diye farklı pencereler açtığımı. Şimdi, bu söylemlerime iki yeni görüş daha ekliyorum: "Spor; birbirinin varlığından güç alabilmektir." "Spor, eşit şartlarda yarışıp, kendi kulvarında en hızlı koşuyu yapabilmektir." Ne mutlu başarabilenlere... >>> Tespit "12 milyar Avro dönen yıllık bir bahis girdisi ile 600 milyon Avro dönen bir oyun ve yayın trafiği, adama feleğini şaşırtır." (Ümit Aktan) >>> Güneş'in zamansız çıkışı! Şenol Güneş, Trabzonspor'un "bilinmeyen" gerçeklerini bir bir ortaya döktü. "Arkadaşız diyor, değiliz" ve devamında "Ben kimseyi arkadan vurmadım" diyerek Başkan Sadri Şener'i yerden yere vurdu. Bir kısım medyaya "Sizi kullanıyorlar" ithamında bulundu. Hocanın tonlaması; heyecanlı, duygusal ve intikam hisleriyle doluydu, Üzüldüm... Onun tecrübesindeki biri, "İş bitti, dostluk da bitti" düşüncesine hiç kaptırmamalıydı kendini. Durum gerçekten vahimse, Fatih Terim gibi görevdeyken çıkıp, "İstediklerim yapılmıyor" diyebilmeliydi. Diyemedi. "Ya zamanında konuş ya da sus" sözünün kıymetini anlayabilsek, ne güzel olurdu her şey. >>> MIHLAMA "Dünyanın en büyük bilgini deneyimdir. Zor da olsa öğrenmemiz gerekir."