F.Bahçe nasıl şampiyon olur?

A -
A +

Yollara düştüm!.. Niçin, deplasmandaki 6 maçta 14 gol atıp, sadece 7 puan toplayan ve tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşayan F.Bahçe'nin son halini görebilmek için. Açıkça söyleyeyim, deplasmanda maç başına 2.2 gol ortalamasıyla oynayan F.Bahçe'nin mevcut haliyle, liderle olan 8 puanlık farkı kapatıp, şampiyon olma şansı, yok denecek kadar az. Diyeceksiniz ki, F.Bahçe'nin halinde ne var, ne yok ki? Bakın, takımdan üç isim; Emre Belözoğlu, Lugano ve Niang çıkıyor tanınamayacak hale geliyor, F.Bahçe. Sizce bu takıma ''Büyük F.Bahçe'' demek mümkün mü, hayır, milyon kere hayır! Tespit! Önce bir tespitimi aktarayım; liderin 8 puan gerisine düşmüş bir takımın şampiyon olabileceğini bu ligde göstermiş olan tek takım F.Bahçe'dir. Bunun nasıl bir sendrom olduğunu da en iyi Beşiktaşlılar bilir. Oyuncu kalitesi yetersiz mi? Sorun oyuncu kalitesinde mi, hayır? Aykut Kocaman'ın da dediği gibi bu kadro bu ligde olabilecek en iyilerden biridir. Nasıl mı bu kadar emin olabiliyorum? Gerçek ortada. Öyle olmamış olsaydı, sürekli kendisine ters gelen G.Antep gibi güçlü bir ekip karşısında maça önde başlayarak, hatta Semih ile ikinci gol şansını yakalayarak -ki o pozisyonda direkten döndü F.Bahçe- bireysel becerisini göstermiş bir takıma ''oyuncu kalitesi yetersiz'' demek, safdillik olur. O halde sorun nedir? Sorun, psikolojiktir. Nasıl bir psikoloji bu? F.Bahçe'nin şu en ihtiyaç duyduğu şey, zihni idmandır. Yani mentorik çalışmadır. Düşünün ki, maça 1-0 önde başlamış bir takım bu avantajını sonrasında koruyamadığı gibi, 5 dakikada 2 gol birden yiyerek geriye düşmüş olmasını sadece oyuncu kalitesine bağlamak doğru mu? Bursaspor-Trabzon etkisi! Gerçek şudur, F.Bahçe, baskı altında oynayamıyor. Özellikle de şampiyonluk yolunda yarıştığı Bursaspor ve Trabzonspor takımlarının kendinden önce oynayıp, rakiplerinin aldığı sonuçtan kendisine bir avantaj çıkarmayı düşünürken yorgun düşüyor. Kime sorarsanız sorun, bu gerçeği ne Aykut Kocaman ne de ekibi inkâr edebilir. Lugano ve Volkan örneği! Bursaspor maçında Lugano'nun Eskişehir maçının devre arasında Sezer'e yaptığı ve 3 maç ceza ile sonuçlanan davranışın da Volkan'ın G.Antep yenilginin faturasını takım arkadaşlarına çıkaran sözlerinin altında da yatan o psikolojik baskıdır. Çare Baltaş ya da Biçer'de! Mentorik çalışmanın nasıl faydalı olduğunu Mustafa Denizli döneminde Milli Takım'da Prof. Acar Baltaş veya Turgay Biçer ile çalışmış olanlar gayet iyi bilirler. Ülkemizin yetiştirmiş olduğu bu iki bilim adamı, böyle baskı ortamlarından nasıl çıkabileceğinin yolunu en iyi bilenlerdir. F.Bahçe, bu psikolojik hazırlığı başarıyla tamamlar, oyuncuları duygusal çöküntü içine girip birbirlerine, ''F.Bahçe formasını giyenler, o formanın hakkını vermeliler!'' gibi göndermelerde bulunmaktan vazgeçip, ekip bütünlüğü içinde birbirlerinin açıklarını kapatmayı başarırlarsa o, 8 puanlık farkı pekâlâ kapatıp, yeniden şampiyon olmanın keyfini çıkarırlar. Yıldırım'ı nasıl bilirsiniz? Başkan Aziz Yıldırım, G.Antep'e niye gitmedi? Biliyorum, çoğu, ''Grip olduğu için'' diyecek, hayır. Gerçek başka. Başkan o gün annesi mevlit okutuyordu. O yüzden G.Antep deplasmanına gitmedi. Allah, Aziz Başkan'ın niyetini kabul etsin! Çünkü her şey futbol değil. Lugano'ya ceza! F.Bahçe yönetimi, Lugano'ya para cezası kesti. Ancak, kol kırılır yen içinde kalır prensibinden hareketle bunu duyurmadı. Uruguaylı oyuncunun PFDK tarafından verilen 3 maçlık cezasının indirimi konusunda ise Tahkim'e başvurup, vurmamak konusunda yönetimde görüş ayrılığı oluştu. Bir grup, ''Hiç başvurmayalım cezasını çeksin'' derken, karşı görüştekiler, ''Bu, F.Bahçe'ye de ceza çektirmek olur'' diyerek, başvurulmasından yana görüş ortaya koydu. Sonucun nasıl olacağı, bu satırları yazdığım sırada henüz netleşmemişti.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.