Malum, Futbol Federasyonu Ankaraspor'u jet hızıyla düşürdü, Tahkim de bu kararı onayladı. Peki adalet yerini buldu mu? Bu karar bir dizi yeni tartışmayı doğurmadı mı? Şimdi ne olacak Ankaraspor'un marka değeri? Nasıl telafi edilecek ekonomik kayıpları? Yabancı teknik adam ve futbolcularının mağduriyeti nasıl çözülecek? Maalesef görevi düzenlemek, denetlemek, futbolu daha geniş kitlelere yaymak ve futbol pastasını büyütmek olan Federasyon, "Dürüst sportif rekabeti engelliyor" bahanesiyle Ankaraspor'u küme düşürerek, "Büyük balık, küçük balığı yutar" anlamına gelecek son derece adaletsiz trajikomik bir kararın altına imza attı. Gerekçeleri merak ediliyordu, Başkanvekili Lütfi Arıboğan ve Yönetim Kurulu Üyesi Yunus Egemenoğlu açıkladı. Onları dinlerken, gözlerim başkan Mahmut Özgener'i aradı, bulamadım. Bulsam, "Bu nasıl hukuk?" diye soracaktım. Hukuk = adalet değil mi? Federasyon AEK-Slavia örneğinden hareketle Ankaraspor'u küme düşürerek, adaleti hiçe saydı. Kaldı ki, bu iki örnek birbirinin asla aynı değil. AEK Yunanistan, Slavia Prag ise Çek takımı. Yani, ikisi de ayrı liglerin takımları ve ortada da küme düşürme diye bir karar yok. Ne var? Aynı güçler tarafından yönetilen iki takımın o sezon için aynı turnuvada yarışmasını kısıtlamak var. Hal böyleyken, Ankaraspor'u neye dayanarak küme düşürüyorsunuz? İnisiyatif kullanarak mı? Federasyon adına açıklama yapanlar o sözü de edemiyor, "Statü'ye göre düşürdük" diyorlar. Bu nasıl bir statü, anlamak mümkün değil! Teamülde, "Kanunlar iyi niyete göre yapılır" diye bir hüküm vardır. Yani kaygılardan hareketle "Yarın bir gün iki takımın yönetimi aynı güçlerce yönetilirse haksız rekabete yol açarlar" endişesini önlemek için "biri düşürülür" diye kanun da, statü de olmaz. Olmuşsa sakat olmuştur. Siz, bir takımın kazanılmış hakkını nasıl elinden alırsınız, oluşan marka değerini nasıl yok edersiniz, en büyük haksız rekabet bu değil midir? Diyelim ki G.Birliği - Oftaş, Kayserispor - K.Erciyes, hatta Uzanlar dönemindeki İstanbulspor - Adanaspor gibi istenmeyen örnekler vardı, o yüzden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duydunuz, o halde o maddeleri hazırlarken, "gücü gücü yetene" anlamı çıkacak bir hükümle adelet sağlanmış mı olur? Yarın bu duruma F.Bahçe ile G.Saray düşerse, o zaman ne karar vereceksiniz? Sizin söyleyemeyeceğiniz cevabı ben söyleyeyim; hiç birini! Çünkü; "Büyük balık küçük balığı yutar" anlayışındaki hükmünüz, iki büyük için de sökmezdi. Beyler, uzun sözün kısası, kişiye özel hukuk olmaz. Kurallar herkese eşit uygulanır. Bir istifa manifestosu Bülent Uygun'un veda konuşması tüm teknik adamlara ithaf olunur; "Bugün değilse yarın, gelecek kuşaklarımıza futbol adına bırakılabilecek ne varsa onları bırakmaya çalıştım. Vizyon, imkân ve hedef vazgeçilmez düsturum oldu. Celladına âşık olan bir esirin tutkunluğu ile bağlandım bu camiaya. Birgün muhakkak düşüreceği giyotin bıçağının soğukluğunu, futbolun doğasında olan bu sonu, hep boynumda hissetmeme rağmen, sıcacık ve samimi duygularla bağlandım."