Gözümüz Olimpiyat'ta, kulağımız Arena'daydı.
G.Saray ligin bitimine iki hafta kala Sivas'ı Arena'da yenerek şampiyonluğunu resmen ilan etti, turu Kadıköy'e bırakmadı. Tebrikler!
Nihayetinde bu kendi sınırlarımız içindeki rekabet asıl büyük yarış Avrupa!
Gönül öyle arzu eder ki, buradaki tatlı rekabet kulüplerimizin ve futbolumuzu Avrupa'nın zirvesine taşısın.
Dönelim, Olimpiyat'a...
İşin gerçeği kahır mektubu gibiydi F.Bahçeliler için dün geceki Belediye maçı.
Oynayan da seyreden de sıkıntılıydı sarı-lacivertli camiada.
Arena'dan gelen Selçuk İnan'ın erken gol haberi, F.Bahçe'nin şampiyonluk ihtimalini bitirmekle kalmamış adeta moralleri de sıfırlamıştı.
Olimpiyat Stadı, buz gibi olmuştu.
Maç da o an angaryaya dönmüştü F.Bahçe için.
Aykut Kocaman herhalde aslarını Kadıköy'deki G.Saray maçına saklamıştı.
Ruhen ve fiziken hem yorgun hem de gergindi F.Bahçe.
O yüzden işin taktiğine filan girecek değilim.
Bülent Korkmaz'ın Belediye'sini tebrik ederim.
Hocalarının söyleminin aksine lige boş vermediklerini güçleri nispetinde mücadele ederek ortaya koydular.
Ömer Can'ın F.Bahçe'nin iki stoperi arasından attığı gol, sarı-lacivertliler adına savunma zafiyetinin en acı örneği olmakla birlikte ligde tutunma mücadelesi veren Belediye için de "Can suyu" gibi bir şeydi.
Topuz'un kendi kalesine attığı gol ise F.Bahçe'nin konsantrasyondan ne kadar uzak olduğunun bir göstergesiydi.