Ayıp! Ben, Kayseri'de doğup büyümüş biriyim. Her zaman hemşehrilerimle gurur duymuşumdur ama dün gece bir avuç marjinalin F.Bahçe kafilesini taşıyan otobüsü taşlamasına hiç anlam veremedim. Yazık! Benim bildiğim, Kayseri'de misafir çiçekle karşılanır, taşla değil, efendiler! Oysa taşlanan F.Bahçe bereketiyle gelmişti, Kayseri'ye. Hatırlayın, Kadir Has Stadı açılış maçından beri hiçbir karşılaşma böyle dolu tribünler önünde oynamamıştı. Yanında meşrubat, kete, tramvay da bedava olduğu halde 1 TL'ye boş kalan o tribünler dün sihirli el değmiş gibi, 20, 75 ve 100 TL'ye satılan biletlere rağmen ful çekti. Kayserispor'un da Başkan Recep Mamur'un da yüzü güldü. Bu zenginliğin sebebi F.Bahçe'dir. Fakat maç öncesi yaşanan o tatsızlık sağduyu sahibi herkesi üzdü. Umarım bu son olur. Şimdi gelelim maça. Kayserispor'un gücü sınırlı; son iki haftadır galibiyete hasretti, kazanması gerekiyordu. Prosinecki, 4-5-1 şeklinde sürdü sahaya Kayserispor'u. İnanılmaz mücadele ettiler, sarı-kırmızılılar... Bobo iki net pozisyonun ardından altın vuruşla Kayserispor'a anlamlı bir puan hediye etti. Oysa F.Bahçe'nin zorlanmadan kazanması gerekirdi bu maçı. Çünkü son 3 maçtır kazanan takımı bozmamıştı, Aykut Kocaman. Diyeceksiniz ki, "Caner ne olacak?" O, bu takımın sol kanattaki değişmezi zaten. F.Bahçe, G.Saray'ın 2 puan bıraktığı haftada 4 gollü galibiyet alsa Kayseri'den lider çıkacaktı ama bu ihtimali hiç zorlamadı. Zira risk almak istemediler. Kayserispor'un kalabalık orta sahasını aşamadılar. Cristian'ın iki şutu ile üretemedikleri beraberlik golünü Kuyt ile buldular. Liderlik şansı da uçtu gitti ve deplasman fobisi devam etti. Fener'in bu zaafı daha ne kadar sürer bilmem...