İnanılmaz! Müthiş bir zafer bu.Büyük Kaptan Selçuk Yula'nın acısını kalplerine gömüldüğü bir günde Avrupa'da "Tur" istiyordu F.Bahçeliler, asla "turist" olmayı değil.
İnandılar, azmettiler ve kolej takımı gibi bütünleşip başardılar.
Bravo!
Ama nasıl başardılar?
Ersun Hoca rakipten çok daha fazla koşmayı emretmişti oyuncularına.
"Tur geçilecekse bunu ancak koşan F.Bahçe başaracak!"
Bu kadar netti mesaj.
Sistem mi, 4-3-3'tü.
Üstelik orta sahanın dinamosu kaptan Emre de yoktu, Alper de yedekti.
Salzburg daha maçın başında 1-0 öne geçince bütün gözler F.Bahçe kulübesine çevrilmiş, Ersun Hoca'nın ofansif oyun planında bir değişikliğe gidip gitmeyeceğini çözmeye çalışıyordu.
Zira bu sistemde F.Bahçe'nin iki kanadı; sol iç ve sağ içteki Meireles ile Baroni çok içte ofansa dönük oynadıkları için Salzburg'un her hızlı hücumunda hem gerideki iki beki hem de kaleci Volkan'ı büyük sıkıntıya sokuyorlardı.
Bu olumsuz görüntüye rağmen Ersun Hoca inandığı "hücum" doğrusundan hiç taviz vermedi.
İşte o kararlı duruş ile her şey F.Bahçe lehine döndü.
Hani, çeliği iyice gerer sonra aniden bırakırsınız da o fırlayışla giyotinden daha keskin hale gelir ya, işte Salzburg önündeki F.Bahçe de aynen öyleydi.
Meireles'in beraberliği sağlayan o kör kuyudan artezyen çıkaran harika vuruşuyla Red Bull'un bütün enerjisini sıfırlayan büyük F.Bahçe müthiş patlama ile Salzburg'u Sow ve Webo ustalığı sayesinde yerle bir etti.
İkinci yarıda F.Bahçe sahasına gömülünce, Salzburg kabus gibi çöktü sarı-lacivertlilerin üstüne. İkinci 45 neredeyse Volkan'la Salzburg arasında oynandı. Kalesine duvar ören Volkan dün geceki zaferin mimarı oldu.