Hayat öpücüğü gibi...
Sahi, o nasıl bir iç kesmeydi öyle?Çin Seddi gibi örülen barajı aştı ve kaleci Serkan'ı çaresizce avladı, umutsuzluğa kapılan Fenerlileri tavladı.
Müthiş; 10 numara bir vuruş.
Fakat?
O ana kadar ara ki Fenerbahçe'yi bulasın.
Sakın ha, bana Kuyt'ın üst direkte kalan aşırtmasını ve Sow'un Sercan'ın kucağına bıraktığı topu "pozisyon" diye göstermeyin.
Aksine siz, Fener hücuma çıkarken kaybettiği toplarla Rizespor'a kaç pozisyon verdi, ona bakın.
Cernat'ın öne kestiği toplarda Kweuke ve Sercan'ın karşısında Alves'le Egemen'in nasıl acizleri oynadığını hatırlayın.
Ersun Hoca'ya bakın ne demek istediğimi anlarsınız.
Hocanın kafası o kadar karışık ki, ne rakip analizini yapabiliyor ne de oyunu okuyabiliyor.
İnsanın böyle durumlarda "kalite nerede?" diye sorası geliyor.
Nöbetçi golcü olarak aslında çok verimli olan Emenike'ye bakmayın, o sırtı kaleye dönük etkisiz oyunuyla kulübedeki Webo'nun değerine katmaktan başka bir iş yapmıyor.
"Fener Webo'suz olmaz." Webo giriyor, Fener kazanıyor.
Biraz Kuyt, biraz Mehmet Topal ve biraz da Caner çalışıyor.
Alper ve Sow da kayıp, F.Bahçe'yi açık ara lider yapan o takım bütünlüğü de. Yanal'ın Webo hamlesi havası kaçmış gazoz gibi.
Uzatmayım, Rıza Hoca'nın Ç.Rizespor'u uyumlu bir orkestra gibi. Ama gücü sınırlı. İlk yarım saatte ürettiği üç pozisyondan sadece bir gol çıkarabiliyor. Onların da zaafı bu. Kweuke çıktıktan sonra Rize'nin bir etkisi kalmıyor.
KIRILMA ANI