Fener'e kostüm biçmek

A -
A +

 Biliyorum, Aykut Kocaman'ın geleceğini merak ediyorsunuz; "Önümüzdeki sezon devam edecek mi, etmeyecek mi?" 

Dahası, F.Bahçe'nin "yönetim değişikliğine gitmesi gerekir mi, gerekmez mi?" diye tartışan genel kurul üyeleri var. 
Haklılar!.. Kocaman ve Başkan Aziz Yıldırım'ın yüzü de, sözü de eskidi. F.Bahçe'deki akil insanların vitrin ve vizyon değişikliğinde fayda ummaları kadar normal bir şey yok. 
Ancak söyleyin,"Değişim her zaman başarının habercisi midir?"
Cevabı iyi düşünmek gerekir.
Mesela G.Saray'daki Adnan Polat-Ünal Aysal ve Rijkaard-Fatih Terim örneğindeki gibi bir başarı her kulüpte tekrarlanır, mantığı ne kadar doğru? 
Kaldı ki, Aysal yönetimini göreve getiren "Derin G.Saray"a benzer bir yapı F.Bahçe'de geçmişte mevcuttu ama bugün yok. "Kırk yamalı bohça" dönemindeki 3 bin üyeli "grupçuluk" devri çoktan kapandı, 15 bin üye ile çok güçlü bir genel kurul yapısına kavuştu kulüp. 
Nam-ı diğer adıyla "Şambaba" merhum Semih Bayülken ve Muhittin Bulgurlu istedi diye, "yönetim devirmek" veya Ali Şen gibi nüfuzlu başkanlara "Yönetime el koydum" deme hakkını tanımak artık hayal. 
Şimdi, kulüpte Yıldırım "tek adam" gibi görünse de "katılımcı yönetim" esastır, F.Bahçe'de.  
Aysal'ı başarılı gösteren, teknik adam farkıdır. G.Saray'da daha önce 4'te 4 yapmış, sarı-kırmızılı camiaya tarihinde görmediği UEFA Kupası'nı kazandırmış, birçok teknik adam ve oyuncuya Avrupa kapısını aralayarak, bu ülkeyi "ithal eden" konumundan "ithalatçı" boyutuna taşıyan özel biridir Fatih Terim. Sadece futbol adamı değil, gerçek bir spor adamı ve kramponlu diplomattır. Nitekim Aysal'ın "Eleman" sözünün aksine liyakat, güç ve karizmasıyla G.Saray'daki ağırlığını yeniden göstermiştir.  
Yıldırım'ın F.Bahçe'yi Kocaman'a teslim etmesindeki en önemli faktör de G.Saray'ın "Terim modeli"ndeki başarıdır. 
Bir sezon kaybedildi diye Aykut Hoca'dan vazgeçmenin ve "Yıldırım gitsin de kim gelirse gelsin" demenin mantığı var mıdır, hiç?   
Unutulmamalı ki; "Güneşi kaçırdım diye gözyaşı dökenler yıldızları da kaçırır!" 


Terzi'nin kötüsü!
Söz savunmanın.
Diyeceksiniz ki, "Dopingin savunması mı olur?" Oluyormuş. 
Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi, "IAAF'ın açıklaması şık olmadı" diyor.
Heyhat!.. Sizi mi bekleyeceklerdi başkan?
Bitmedi, "IAAF'ın listesinde dopingden cezalı 258 sporcu var. Bunların 39'u Rusya, 13'ü Kenya, 12'si Ukrayna, 51'i Hindistan."
Sevgili başkan millete ne bundan?
Ayrıca bu tespit, 8 sporcumuzu 'dopingli' gösteren iddia ve 'utancı' ortadan kaldırır mı, asla! 
Söyleyin, Nevin Yanıt'ın Düsseldorf numunesinde yasaklı maddeye rastlandı mı, rastlanmadı mı?
Rastlandıysa ne yaptınız? Siz, bunu izah edin önce!
Sporcuyu korumak, medyaya "yazmayın" demekle mi olur yoksa...
Kabul Nevin'in biyolojik pasaport sıkıntısı yok. Ya diğerleri?
Onlar da temizse "Bu kadar mücadelemize rağmen onaylamadığımız olaylar gerçekleşiyor"  itirafı neyin nesi?
Veciz bir söz der ki, "Terzi'nin kötüsü kendi düğmesini dikemez!"

Aybaba'ya laf yok!
İstatistik diyor ki; Samet Aybaba ile Beşiktaş, Süper Lig'de 32 maçta 55 puan toplarken; Carvalhal 54, Schuster-Havutçu ikilisi 50 puanda kaldı. Bu hesaba göre Aybaba'ya laf yok. 
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.