Aykut Kocaman'ın "Alex'siz F.Bahçe projesi" saat gibi işliyor. İstatistiğe vurursak 8 maçta 6 galibiyet, çok mükemmel olmasa da oldukça iyi bir veri. Aşı fiilen tutmuştur. F.Bahçe her geçen gün tempo, heyecan, coşku ve kazanma arzusu olarak gücünün üstüne güç ekliyor ve "Takım gibi takım" esprisini daha bir öne çıkarıyor. Demek ki, F.Bahçe'nin büyüklüğü tek kişiye bağlı bir büyüklük değilmiş. F.Bahçe'nin orta sahası çok büyük hareketlilik ve büyüleyici bir özellik kazanmış. Hızlı, çabuk ve etkileyiciler. Dörtlü savunmanın önündeki çift ön liberodan vazgeçmiş Aykut Hoca. Tek ön liberolu oyunu Mehmet Topal mükemmel oynuyor. Meireles'i de forvet arkasına Cristian'ın yanına vermiş. Doğru da yapmış. Böylelikle hem kanatlarda Kuyt ve Stoch hem de öndeki Sow'a pas açan forvet arkasındaki müthiş ikili; topsuz oyundaki hızlı koşularla kat ettikleri mesafe ve alan değişiklikleri ile daha maçın başında Orduspor'un dengesini bozdu. Umbides, Şamil, Nizamettin ve Monje'den orta bölgeyi iyi kapattı; böylelikle öndeki Stancu ve Hasan Kabze'ye top taşınamaz hale geldi ve Orduspor tesirsiz hale getirildi. İşin şaşırtıcı yanı; Hector Cuper'in bu kurguyu değiştirecek hiçbir hamlede bulunmamasıydı. İşte o sırada; sessiz, sakin görüntüsüyle sahada rakibe kendini unutturan "Kara bomba!" Sow "Bundan bir şey olmaz" denilen bir anda sahne aldı. Kuyt'ın ara pasında solda öyle bir infilak etti ki, Cuper bile çaresiz takdirlerini sundu. Stoch çatala takılmasa, Sow ikinci yarıda 5 metreden topu dışarı vurmasa F.Bahçe farkı daha da açacaktı... Sezer-Meireles değişikliği de 'cuk' oturdu. Genç oyuncu attığı golle galibiyeti getirdi. Şamil'in son dakikada gelen sayısı ise Orduspor için teselliden öteye geçmedi. Sonuçta; F.Bahçe hem açık kapattı hem de moralini perçinleyerek fiilen yükseliş devrini başlattı.