FIFA nasıl SOS verdi?

A -
A +

Güler misin, ağlar mısın? Ya da şöyle soralım, "Derdini kime anlatırsın?" Malum; "futbol" denilince akla ilk, oyunun en büyük patronu FIFA gelir. FIFA deyince de akla futbolun kurallarını koyan, sistemini kuran, faaliyetleri programlayıp, güvenli seyredip - seyretmediğini denetleyen en üst çatı organı gelir. "Futbolda Temiz Eller" denilince de akla ilk şike skandallarıyla çalkalanan ve bu uğurda ağır bedeller ödeyen İtalya gelir. Malum; İtalya Futbol Federasyonu şu günlerde şikeyle mücadele konusunda çok önemli bir konferans düzenledi. FIFA Güvenlik Direktörü Ralf Mutschke de bu konferansa davet edildi. Mutschke aynı zamanda eski Interpol yetkilisidir. Futbolu şike ve şaibeden kurtarmak için bizzat FIFA'nın görevlendirdiği bu kişi, FIFA'nın şike konusundaki çaresizliğini nasıl açıklasa beğenirsiniz? Sıkı durun, şimdi açıklıyorum: "FIFA'nın organize suçlarla baş etmesi mümkün değildir." Tam bir SOS durumu!.. Peki neden bu acizlik? FIFA'nın kayıtlarına göre geçen yıl dünyada 20 şike soruşturması yaşanmış! Bu, korkunç bir sayı! Fakat Mutschke ve ekibi hâlâ en kötüyü atlattıklarından emin değillermiş. Bu ne demek; "Ortaya çıkanlardan daha vahimi olabilir!" İşte en berbat senaryo da bu! Peki, çare? Uluslararası Polis Teşkilatı eski yetkilisine göre, risk oranı düşük, kârı yüksek bahislere izin verildiği sürece de şikenin önünün alınması imkansızmış. Çünkü bu işin merkezinde oyuncular, hakemler ve diğer yetkililer varmış. Tesbiti görüyor musunuz; ne kadar gerçekçi değil mi? Hani, FIFA Güvenlik Direktörü'nün "en gerçekçi yol" diye ortaya attığı şey; aslında tam bir dram ki!.. "En gerçekçi çözüm yolu" diye ortaya konulan "eğitim metodu" ise; Merhum Nasrettin Hoca'nın alacaklısı için önerdiği; "Önce çalı çırpı dikelim. Onlar büyüsün, koyun sürüsü oradan geçsin, yünler çalılara takılsın. Onları toplayalım, eğirtip, ördürelim. Sonra da pazar da satıp, parasını size ödeyelim" fıkrası kadar bile ümit verici değildir. Yazık! >> Mıhlama Hoşgörü; karşımızdakileri bizim istediğimiz gibi değil, kendi istedikleri biçimde mutlu edebilme sanatıymış. (Albert J.Robinson) >> Sneijder'den yağ çıkarmak! Kafaya bak kafaya! G.Saraylı yöneticiler; Sneijder'in parasını nasıl çıkaracakları üstüne çok ince hesaplar yapmışlar. Malum; Sneijder asrın transferi (!) ya; "gazeteler boy boy poster verir", diye düşünmüş olacaklar ki; poster başı 50 bin dolar değer biçip, birer ihtarname ile medyaya uyarıda bulunmuşlar. Etinden sütünden, yağından, derisinden istifade etmeyi planmışlar ya; hemen noterden birer "ihtarname" ile medyaya servise başlamışlar. 10 gazete poster yayınlasa; 50 bin x 10 = 500 bin dolar eder. Hiç fena değil ama Hollandalının parası böyle ödenemez ki! >> Aysal'ın hakkı Aysal'a! Geçen hafta bu köşede "masalcı" diye tarif ettiğim Ünal Aysal aslında üstü örtülü "gerçekleri" anlatıyormuş. Maalesef anlayamadık kendisini. Hakkını teslim edelim beyefendinin, çünkü tam bir uyanık su samuru, beyefendi... Karda yürüyor, izini belli etmiyor. Aykırı çıkışları ile insanların zihnini bulandırıyor, G.Saray'ın içindeki güçleri karşı karşıya getiriyor; dengeleri sarssa da dizginleri elinde tutup sonunda dediğini yapıyor. Helal olsun! Şu salvonun inceliğine, maharetin gücüne bakın; kafa kafaya tokuşturduğu kişilerden ne Fatih Terim'i Bülent Tulun'a ne de Tulun'u, Terim'e yem ediyor.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.