Futbol vampirine dikkat!..

A -
A +

Daha önceleri defalarca yazdık. ''Futbol tehlikeli bir mecraya sürükleniyor. Futbol vampirine dikkat!..'' diye. Nihayet, FIFA Başkanı Sepp Blatter de aynı tehlikeye işaret etti. Zengin Avrupa kulüplerinin ayrı bir lig oluşturma girişimlerinden duyduğu endişeyi yıllar önce bizim dikkat çektiğimiz şekilde ortaya koydu: ''Zengin birkaç Avrupa kulübü geleceği yeni kurulacak Avrupa Ligi'nde görüyor. Bu çok tehlikeli bir durum. Futbol zenginlerin elinde oyuncak olmamalı! Futbol spor olmaktan çıkıp, kumar gibi sadece para için oynanan bir oyun olmamalı.'' Daum'a bir soru! Heyhat!.. Hakikat ne? PSV önünde devleşen F.Bahçe yoksa bir sabun köpüğü müydü? Hayır; iddia ediyorum o güneş gibi bir gerçekti... Hem de, ülkemi, insanımı tanımamak için direnen Avrupalı'nın suratına inen tokat gibi bir gerçek! O halde?.. Ne oldu o takıma da dağılıverdi Almanya'da? Hem de kendi liginde sıradan takımlara bile kaybeden Schalke önünde!.. Orada yaşananlar, sihirbazı olmayan sirkin gördüğü kâbus muydu? Yoksa, "Seni tanımıyoruz!.. Tanımak da istemiyoruz!" diyen şımarık Avrupalı'ya çaresiz bir boyun eğiş mi? Her takım yenilebilir. Ama, bir takım için ışığını, heyecanı ve inancını kaybetmek iflasların en korkuncudur. Ey Daum!... Maç sonundaki "Her şey bitti... Yolumuz buraya kadarmış" demeye gelen umutsuz ve çaresiz sözlerin anlamı ne? F.Bahçe için bütün umutlar gerçekten tükendi mi? En kötüsü UEFA yolu da tıkandı mı? Hayır!.. İşte hesap ortada... Yen, içerde Milan'ı, dışarda PSV'yi... Şampiyonlar Ligi'nde 10 puanla çık daha yukarı... Bu, senin elinde... O kadar da zor değil!.. Bu noktada "Ben gerçekciyim!" diyen Daum'a bir sorum var... Umutların hâlâ elle tutulduğu ortamda bir geminin kaptanı "İmdat batıyoruz!" diye çığlık atarsa, tayfa ve yolcular o gemiyi kurtarmak için ne kadar mücadele eder? Ey F.Bahçeli uyan!.. Gemi hâlâ yüzüyor... Takımına sahip çık!.. ..ve F.Bahçe'nin ne büyük bir camia olduğunu, o camianın ne sadece Alex ne Aurelio ne de Luciano'dan ibaret olmadığını bütün dünyaya göster!.. Sosyetik yaklaşım Bu yazının Beşiktaş - Sevilla karşılaşmasından çok önce yazıldığını belirterek başlayalım... Beşiktaş'ın Del Bosque gibi Rıza Çalımbay aşkı da maalesef paparazzi dergilerindeki, kısa sürede tükenen sosyete evliliklerine benzedi. ''Love story'' dedikleri saman alevi gibi parlayıp sönen bir aşk!.. Sonu mu, ecnebi filmlerinin finali gibi mutsuz bitti... Şimdi Fransız Tigana'ya sarıldı siyah - beyazlılar. Tigana gerçekten önemli bir isim... Ancak, ayran gönüllü yönetim beni korkutuyor. Hani, İspanyol hocanın 30 yıllık kariyerine, 7 haftada iflas eden bir geçmiş olarak bakan yönetim var ya, o beni korkutuyor. Real Madrid'i Real Madrid yapan efsanenin arkasından teneke çalarak uğurlayan ve kendi evlatları Rıza Çalımbay ile Gökhan Keskin'i de benzer bir senaryo ile uğurlayan o kafanın Tigana'yı da aynı rahatlık içinde harcamasından korkuyorum. Neyse ki, Mehmet Ekşi hazır kuvvet kenarda bekliyor. En azından onu Rıza Çalımbay gibi harcamadılar. Söyleyeceğim o ki, böyle ''kıyımı marifet sayan'' bir yaklaşım dünyanın hiçbir yerinde yok! Yada?.. 4 yıllık plân ve projeleri, 7 haftada sıfırlayan hiçbir düşünceye sahip yönetim yok. Varsa da böyle bir kafanın iflah olduğuna ben hiç rastlamadım. İstikrara sırtını dönen birinin güldüğüne siz hiç şahit oldunuz mu?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.