Akıllara zarar bir durum! "Çılgınlık" desem, çılgınlık değil. Hayalperestlik desem hayalperestlik değil. Sonu kestirilemeyen "korkunç riskli bir atılım" desem sadece atılım da değil. O halde ne? Birazdan açıklayacağım. Ama önce şu rakama bir göz atın lütfen: 94 milyon euro! Başka bir ifadeyle; bizim Turkcell Süper Lig'deki Sivasspor, Kayserispor, Bursaspor, G.Antepspor, G.Birliği ve benzeri konumdaki irili ufaklı tam 8 kulübün yıllık bütçesine denk bir rakam, Yani; tam tamına 131 milyon ABD doları! İspanya'da Real Madrid Kulübü tarafından bonservis bedeli olarak sadece bir futbolcuya ödenen rakam. "Vay canına" demeyin! Zira bu rakamda , hepiniz tarafından iyi bilinen bu rekor transferin kahramanı Cristiano Ronaldo'ya ödenecek para da yok. İşin ilginç tarafı, "Hangi çılgın bu parayı veren?" diye yüklenmiyor, İspanya basını. ..ki, o basın, vergisiz 51 milyon euro kâr ile gerçekleşen 366 milyon euroluk 2007-2008 bütçesinden dolayı bir önceki başkan Ramon Calderon'u topa tutmuş, 2008-2009 yılı için 400 milyon euro gelir ve 54.8 milyon euroluk kâr öngören tahmini bütçenin onayını engellemek için açıkça delegeleri etkileyen yayınlar yapmıştı. Buna rağmen Calderon, 32 çekimser ve 517 hayır oyuna karşı 564 evet oyuyla bütçenin onayını sağlamayı başardı. Ama?.. İspanyol basını yine durmadı, bombalamaya devam etti. Calderon'u suçlayarak, bu zaferi delege olmayan üyelere oy kullandırarak başardığını iddia edip, Santiago Bernabeu Stadyumu'nda gerçekleştirilen olağanüstü kongre sonrasında eski başkanı istifaya zorladı. Calderon'un istifasından sonra Real Madrid'in yeni başkanı, "Futbolun Beyaz Obaması" diye bilinen Florentino Perez, seçim yapılmadan atandı. Söylemi netti. "İmajımız bizim hazinemiz" diyen Perez, gelecek 4 yıllık süreç için, "Maliyeti ne olursa olsun 2. galaktikos -sütten beyaz - dönemini yeniden yakalamalıyız. İstikrar ve düşleri en kısa zamanda tekrar elde etmeliyiz. Real Madrid'in 21. yüzyılın en iyi kulübü olmasını sağlamalıyız" söylemiyle taraftarlarına umut verdi. Malum, Florentino Perez, Real Madrid kulübünde 2000-2006 sezonları arasında başkanlık yapmış ve Figo, Zidane, Ronaldo, Owen, Beckham gibi yıldızları transfer etmişti. Yeni dönemde göreve gelir gelmez ilk olarak Jorge Valdano'yu spor direktörü olarak atadı. Teknik direktörü olarak 2004 yılından bu yana Villarreal'in başında olan 55 yaşındaki Şilili Manuel Pellegrini ile anlaştı. Yeni dönem için vadettiği AC Milan'lı Kaka, Manchester United'lı Cristiano Ronaldo, Liverpool'lu Xabi Alonso, Valencia'lı Villa ve Silva'yı Real Madrid'e getirmeyi amaçlıyor. Bu uğurda gözünü de budaktan sakınmıyor. Çünkü "Futbolun Beyaz Obaması" olarak tek arzusu, Real Madrid'i 21. yüzyılın yıldızı olarak yeniden parlatmak. Bir de bize dönelim; bu rekor transferin yaşandığı İspanya Ligi'nin bir önceki gol kralı Dainel Güiza, Türkiye'ye kaç paraya geldi, hatırlayanınız var mı? Yoksa, hatırlatalım; topu topu 17 milyon euro! Peki, biz ne yaptık, F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ı topa tuttuk. İşte, büyük olmakla, büyük olmaya çalışmak arasındaki fark burada. İyi oyunun ikinci plana düştüğü, endüstriyel futbolun; temsil ve tanıtım gibi marka değerlerine katkı yapan unsurlar yanında, spor ürünlerinin pazarlanması, reklam ve yeni sponsorluk kalemlerinin açılımı için popüler yüzlere duyulan ihtiyacı karşılama noktasında ayağını yorganına göre uzatan hiçbir Türk kulübünün neden Real Madrid'in büyüklüğüne ulaşamadığını şimdi anlıyor musunuz?