Hazır mıyız? Neye mi, Tabii ki 2016 Avrupa Şampiyonası elemelerine. Daha doğrusu 9 Eylül'deki İzlanda maçına?
Keşke; "evet" diyebilseydim. Ne yazık ki; A Millilerin, TREFOR Park Stadı'ndaki Danimarka provası beni ilk yarıdaki haliyle kaygılandırdı.
Bu bölümde oyun, tempo ve yardımlaşma ise tam bir hicrandı. Taktik plana bağlılık; alan, grup ve takım savunması evlere şenlikti, topu alan Danimarkalı yol geçen hanına çevirdi, savunmamızı. Böyle maç mı kazanılır, hayır.
Bireysel hataları saymaya gerek yok. Her biri yürek hoplattı. Düşünün böyle hataların sonuca tesir ettiği puan maçlarını. Mesela; Ahmet İlhan'ın kontrolsüz girişiyle yol açtığı penaltı ve bir golün puan maçlarındaki önemini.
O yüzden, daha çok dikkat.
Hani topa daha çok sahip olan takım Türkiye olacaktı, ne oldu? Danimarka topu bizden daha olumlu kullandı. Biz ne yaptık; orta sahadan hücuma çıkarken ayağımızdaki topları rakibe teslim ettik.
"Hedef; 2016" diyen bir takımın futbolu bu mu olmalı?
Bir tek Olcay'ın uzaktan şutu ile devre mi biter?
Fırsat eldeyken, yanlışı düzeltme şansı varken aynadaki görüntüyü iyi okumalı. Acı gerçek şu; eğer Fatih Terim devre arasında Emre Belözoğlu ve Olcan değişikliği ile gerekli müdahaleyi yapmamış olsa ne Olcay ne de Ozan o golleri Danimarka'ya atabilir ne de İzlanda maçı için umutlanabilirdik. Emre oyuna girdikten sonra Burak da kendini buldu, iki bekimiz Gökhan ve Caner de.
Sonuçta Danimarka aynasında ölçümüzü aldık.
Aman dikkat, bu oyun yetmez!
İzlanda'nın kayası da havası da sert.
Her şeye rağmen içimde dağ gibi bir umut var kaynağı mı?
O maçın on biri, oyun yapısı ve atmosferi bu maçtan çok farklı olacağı için.
MAÇIN ADAMI
Ozan Tufan
KIRILMA ANI
Emre'nin oyuna girişi