Üstüne, bahse girdim, "Rijkaard, G.Saray'ı şampiyon yapacak", diye. Şimdi, soruyorlar, "Hangi kadroyla?" diye. Ne kadrosu, Allah aşkına? Trilyonlar harcanarak kurulan kadrolar mı? Ne yaptı, Lincoln, Kewell ve Baros'lu G.Saray? Avrupa'da kupa mı kaldırdı, Türkiye'de şampiyon mu oldu? Ne yaptı Allah aşkına? Hayır, Futbol, yıldızlar savaşı değildir, takım oyunudur". Ben buna inanır, bunu söylerim. O yüzden de, ne Zayton Turnuvası'nda alınan 1-0'lık galibiyetlere takıldım ne de o maçlarda G.Saray'ın ortaya koyduğu futbola! Bütün dikkatimi, Serdar Eyilik, Erhan Şentürk, Yaser, Emre Çolak, Uğur, Serkan Kurtuluş ve Murat Akça gibi gençlerin üstünde yoğunlaştırdım. G.Saray sorgulamasını, Rijkaard'ın bu gençlere ne verdiği, noktasında sorguladım? Sonuç mu? Henüz erken ama her gün umudum dağ gibi büyüyor. Çünkü o gençler, kendilerine hitap eden Rijkaard'ın futbol bilgisi, tecrübesi, öz güveni, disiplini, araştırıcı yanı ve cesaretle tanıdığı fırsatı çoktan algılamışlar. İşte, işin en güzel yanı bu. Gerisi, detay! >> Mıhlama "Yetenek, sonsuzluk güneşi gibidir, batar, çıkar ama doğru zamanda mutlak doğar!" H.S. >> Sağlam mı çürük mü? Başarı için kısa, orta ve uzun vadeli planlar yapmak yok. Bütün arzu ve çaba günü kurtarmak! İşte Diyarbakırspor daha sezon başlamadan hoca değiştirdi. Gitti Nurullah Sağlam geldi Ziya Doğan. Ne diyelim, hayırlı uğurlu olsun da Allah aşkına gömlek değiştirir gibi hoca değiştirmek, ne kadar sağlam ve sağlıklı bir yol? >> Denizli de sıkıldı Beşiktaş, Ferrari'yi kaptı, Jaguar'ı kim getirir bilmem! Ama bildiğim şu, Beşiktaş'ın şampiyonluk balosu, mekan seçimi olarak muhteşemdi. Program mı, ne siz sorun ne de ben söyleyeyim! Sadece küçük bir ip ucu vereyim. Stat coşkusu ile salon havasını birbirine karıştıran gecedeki sanatçıların coşkusuz icralarından Mustafa Hoca da sıkıldı! >> Terim'in arzusu Bizim futbol dünyası, yıllarca bu köşeden yazdığım, "Endüstriyel futbolun incelikleri"ni nihayet fark etti. Son olarak, Fatih Terim Hoca, "Her 1 milyondan 1 futbolcu ihracı şart" diye hedef gösterir oldu. Ne güzel! Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız Faruk Özak, bizim TGRT FM'deki sohbetimizde, altyapının önemine dikkat çekerek, "Kulüplerimizi birer bacasız fabrikalara dönüştürelim" dedi. Demek ki, futbolun sadece oyun olarak görülme dönemi kapandığı gibi, temsil, tanıtım ve diplomasi boyutu da aşıldı, artık herkes işin ekonomik tarafına odaklanır oldu. İşte bu noktada görev, bu ülkede lisansiye olan 10 bin 700 eğiticiye düşüyor. Ama onları da harekete geçirecek olan ana karar verici, hiç şüphesiz, TFF! Peki, TFF bu noktada ne mi yapıyor? Doğrusu ben de merak ediyorum!