Gerets!.. G.Saray için bir piyango mu yoksa Del Bosque gibi sonu hüsranla bitecek bir hayal kahramanı mı? ... Bizim Erhan Önal eski takım arkadaşını ballandırarak anlatıyor. "Lierse'i uzun bir aradan sonra şampiyon yaptı. Ardından Club Brugge, sonra da PSV'yi 2 yıl üst üste şampiyonluğa taşıdı. Hırslı, inatçı, savaşçı ve hücum futbolunu seven biri.." Bunlara bir itirazımız yok, hepsi takdire şayan şeyler. Ancak, üç hafta önce Lig TV'de sorduğum gibi anlayamadığım şey şu: Kariyeri bu kadar parlak biri, yıldızının yükseldiği o günlerde neden Real Madrid, Barcelona, Milan, Juventus, Liverpool gibi kulüpler tarafından aranılan kişi olmamıştır? Olmuşsa neden Kaiserslautern ve Wolsburg gibi takımları tercih etmiştir? Bir şey daha... Aynı teknik adam, neden son 4 sezonda o ilk yıllardaki parlak zaferleri yakalayamamıştır? Yoksa, G.Saray'a gelişinin ardında yatan şey Gerets'in o parlak kariyer trendindeki kırılma mıdır? ... Bu ters bakışa rağmen, G.Saraylılar'ı rahatlatacak bir şey söyleyelim... Korkuya gerek yok! Jupp Derwall hoca ve Simoviç de futbolcu olarak, G.Saray'a kariyerlerindeki hayal kırıklıklarından sonra geldikler. İkisi de 14 yıl aradan sonra G.Saray efsanesini yeniden vizyona taşıdılar! Aynı şeyi Gerets neden başaramasın? Avcı niçin şampiyon? Onu G.Saray Altyapısı'nda fark edemedik. İstanbulspor'da 3 yıl yardımcı hocayken de fark edemedik. Ama spor medyasının düştüğü ayıba Metin Türel, Ziya Doğan ve Aykut Kocaman düşmedi. Onlar, Abdullah Avcı'daki cevheri çok önceden fark edip, onu pırlanta gibi işlediler. Sağlam, araştırıcı, çalışkan ve iddialı kişilik; Ünal Karaman'ın da gözünden kaçmadı! "Gel" dedi Ünal hoca genç meslektaşına, "G.Saray'ı bırak Genç Milli Takım'a gel!" Ergun Gürsoy'dan izin çıktı... Ay-yıldıza koştu genç adam... Sanki sihirli değnek vardı elinde, 8 ayda Avrupa şampiyonu bir takım çıkardı ortaya. Övgüler diz boyu... UEFA, 17 yaş altı Genç Milli Takımımızı, Avrupa'nın en pozitif futbol oynayan ekibi seçti. Ama onun çizgisinde ne bir kırılma oldu ne de bir şımarıklık... Aksine, "Ben" merkezli değil, "Biz başardık" diyen paylaşımcı mütevazı kişiliğiyle daha da büyüdü kendisine inananların gözünde... Bir federasyon yetkilisi bir itirafta bulundu... "Ona şampiyona sonrası göz kamaştıran teklifiler yapıldı. O teklifleri ancak başarıyı paraya tahvil etmeyen Abdullah Avcı gibi bir kahraman reddedebilirdi" dedi ve ekledi: "O öyle bir kahraman ki... Avrupa şampiyonluğu sonrası göz kamaştıran tekliflere; 'Genç Milli Takım'ın hizmetindeyiz, sorumluluğumuz ağır. Peru'da bizi bekleyen bir Dünya Şampiyonası var. Türkiye olarak Hollanda ve İtalya'yla birlikte orada Avrupa kıtasını temsil edeceğiz. Önümüzde böyle bir hedef varken, dünyayı önüme koysanız dönüp bakmam. Peru'da kazanacağımız bir kupa her şeyin üstündedir!' diyebildi." Başkalarının balıklama atlayacağı bu teklifleri reddeden Avcı işte böyle biri. Ne isabetli bir seçim Ünal hocam! Tebrikler... Ne mutlu Türk futboluna... Ne mutlu finallerde turnuvanın en iyi futbolcusu seçilen Nuri, kaleci Volkan, kaptan Erkan, Caner, Aydın, Özgürcan, Tevfik, Murat, Deniz ve şampiyon takım arkadaşlarına. Anlam veremediklerim ! Bizim futbol aleminde öyle şeyler yaşanır ki, kimseler olanlara akıl sır erdiremez. Mesela önümde bir fotoğraf duruyor! İnsana, "Hayret!" dedirten ve hâlâ anlamını çözemediğim bir fotoğraf!.. O karede eski başkanlardan Faruk Süren ile Mehmet Cansun yan yana... Hayır o da ne ki? Birbirlerine etmedik hakareti bırakmayan Hıncal Uluç ile Fatih Terim aynı karede! Fotoğraf manidar! Ama bu birlikteliğin amacını çözebilmek imkansız... Sahi, niçin toplanmış olabilir bu insanlar? Bunu bilse bir tek G.Saray'ın zıt şahsiyetlerini yan yana getirmeyi başaran Fatih Altaylı bilebilir. Sahi Fatih, G.Saray'da bugün bir yetkiniz olmadığına göre o toplantıda ne konuştunuz? Yoksa, "G.Saray'ı nasıl iflas ettirdik? Meğer biz neymişiz?" diye mi kahkahalar attınız? Mıhlama Adalet terazisi, Özhan Canaydın ve ekibinin yönetim sanatını Ribery fiyaskosuyla ortaya çıkardı. Şimdi söz hakkı G.Saray Kulübü Genel Kurul üyelerinindir.