Ne zor şey; görmek, işitmek, duymak, düşünmek ve onca arzuya rağmen bir türlü takım olama-mak! Maalesef yıllardır takım olmayı başaramayan iki ekipti; Diyarbakırspor ve Trabzonspor! İşte bu iki ekip, dün gece, bütün geçmişine sünger çekmek istermişçesine inanılmaz bir futbol resitali sundular! Bir ilk yarı oynadılar ki, ayakta alkışladım!.. Pas, çalım, ustalık, dayanışma, pozisyon zenginliği ve atılan 3 golle, inanın eşsiz güzellikler sergilediler. Helal olsun, ikisine de! Oysa takımlar sahaya çıkarken, "Banko Trabzonspor!" diyordu, elimdeki veriler. Düşünün, bir tarafta; ekonomik açıdan zor günler yaşayan Diyarbakırspor takımı. Öyle ki, sezon ortasında tam 12 futbolcusunu göndermiş... Yeni transferlerinin ise henüz lisans işlemlerini bile tamamlayamadığı için sahaya sürememiş! Çaresizlikler içinde bir Diyarbakırspor!.. Diyarbakırspor Yönetimi, bu tabloda boynunu büken Ziya Doğan'a "İşte un, yağ ve şeker!.. Malzemenin kalitesine bakma sen, marifetini göster!.. Ortaya helvayı çıkar!" demişti. Bu şartlar altında değil Ziya Hoca, Mourinho olsa ne yazardı ki? Trabzonspor maçın genelinde hızlı, çabuk, tempolu ve etkiliydi. Ayrıca Şenol Hoca öyle akıllı manevralar yapmıştı ki, Diyarbakırspor'un elini kolunu bağlar gibiydi. Nitekim, Ziya Hoca'nın oyuncuları Abdullah, Celalettin, Ümit ve Diallo geride Umut ve Alanzinho'yla uğraşırken, maç 1-0 oluverdi. Zira oyunun bütün yükünü Colman'a bırakan ve Engin'i adeta gol için saklayan Trabzonspor amacına ulaştı, erken golle buldu! Ama Celalettin'in pamuk yığınına çevirdiği savunmasının kusurlarını Adnan'nın yürek hoplatan kafa vuruşuna rağmen fark edemediği gibi Tazemeta'ya da mani olamadı. Maç 1-1'e geldiğinde Engin bir kere daha sahneye çıktı!.. Ama Diyarbakırspor, o kıt kadroya rağmen teslim olmamak için sonuna kadar direndi. Ama her şey, bir güç meselesiydi. Sonunda, yüreği, kafası, kolu ve bütün bedeni ile oynayan Engin'in iki nefis golüne teslim oldu!.. Bir penaltısı da verilmeyen Trabzonspor galibiyeti hak etti!.. Yükselen bir güneş gibi ısıtarak ve ligi aydınlatarak.