Haber çok sağlam bir yerden geldi. G.Kore Futbol Federasyonu, Şu sıralar kulüp takımı çalıştıran Şenol Güneş'e Milli Takım Teknik Direktörlüğü için teklifte bulunmuş. Ancak Hoca, "Aileme zaman ayırmalıyım" diyerek teklifi beklemeye almış. Aman Hocam teklifi kabul et. Adım kadar eminim ki, tarih yazdığın Kore'de bu görevi senden daha iyi yapabilecek biri yoktur. Ümit Davala'nın yatağı yorganı Başkan Adnan Polat'ın, "G.Saray'a 3 yıl sonra teknik direktör olacak" dediği Ümit Davala'yı 3 ayda neden gönderdiğini biliyor musunuz? Açıklayayım, Florya'ya antrenmandan 10 dakika önce gelip, 10 dakika sonra gittiği için. Allah aşkına böyle bir mazeret olabilir mi? Ne yapacaktı Ümit Hoca, yatağı yorganı Florya'ya serip, orada mı yatacaktı? Eğer Florya'da yatması gerekiyorsa Michael Skibbe'nin bundan sonra işi daha da zor demektir. Özyazıcı'dan ince ders Ahmet Suat Özyazıcı, Sarıyer'i çalıştırırken yöneticiler, "Böyle futbol oynanmaz" diye hocaya akıl vermeye çalışıyorlarmış. Hoca, "Bu iş hariçten gazel okumaya benzemez" deyip gönderiyormuş yöneticileri. Yöneticiler Başkan İhsan Yalçın'ı doldurup, göndermişler Hoca'ya. Başkan, "Hocam" demiş, "Seni severim ama takım böyle kurulmaz, futbol da böyle oynanmaz!" Canına tak etmiş Hoca'nın, "Buyur takımı yap, oynatayım" demiş. Başkan almış kağıdı kalemi eline, yazıp uzatmış. Hoca kağıda bakıp gülmeye başlamış, "Başkanım ben de seni severim ama bu takım hiçbir maçını kazanamaz" demiş. Başkan, "Olur mu öyle şey, niçin kazanamasın?" diye çıkışmış. Hoca, "Bu takım on iki kişi de ondan" demiş. Avcı'nın yıldızı sönüyor mu? Abdullah Avcı şu sıralar zor günler yaşıyor. Belediyespor Başkanı Göksel Gümüşdağ geçenlerde hocayı çekti yanına, takımı da topladı, "6 maçta 3 puan, bu haliniz ne?" diye sordu. "Toparlanacağız" diye söz verdiler başkana. Ama, "zor" diyor ismi bizde saklı bir futbolcu ve bakın neler anlatıyor: "Özgüven sorunu yaşıyoruz. Bir maç kazansak, belki işler yoluna girecek. Ama gol atamıyoruz. Yeniler bir şey veremedi takıma. Kaptan Mert Korkmaz iken, her gün toplanır, sohbet ederdik. Mert, hocanın yardımcısı oldu, havamız kayboldu. Efe, İlyas ve Okan, Mert'in yaptığını yapamadı. Abdullah Hoca tanıdığım en çalışkan teknik adamlardan. Ama artık takımla ilişkisi öyle sıradanlaştı ki. Bence Mert Hoca'nın yeniden aramıza dönüp sohbetlere başlaması lazım!" Mandıralı'nın yıkılan Ümit'i Borisov'da sadece Ümitler değil, hocaları Hami Mandıralı ve Abdullah Ercan da yıkıldı. Sen Antalya'da 1-0 kazandığın maçı rövanşta 2-0 kaybet... "Çantada" dediğin finali, kazanan takımı bozarak Belarus'a ikram et. Sonra?.. Yıkılma olur mu, olmaz! Hami Hoca da, Abdullah Hoca da yıkılmışlardı. Ama yine de dik durmaya çalışıyorlardı. Hami Hoca'ya sordum, "Neden pişmiş aşa su kattın?" Cevap belliydi. Ama vefa adamı olan Hami Mandıralı, "Fatih Hoca bize destek için 4 oyuncu göndermiş, onları oynatmamak olur mu?" diye kendini kurtarmaya çalışmadı. Aksine adamlık etti, "Başaramadık" değil, "Başaramadım... İki yıldır emek veren bu çocuklar için üzülüyorum" dedi. Doğrusu da buydu. Çünkü, o maçta 6 kez pozisyona giren Ümitlerimiz, Mustafa, Caner ve Aydın'la yakaladıkları fırsatlardan birini gol yapabilmiş olsalar şimdi Türkiye finallerdeydi.