Ne büyük bir heyecan ve ne çekişmeli bir maçtı; Trabzonspor-Beşiktaş mücadelesi. Beklentileri oldukça yüksek olan bu zirve mücadelesine iki teknik adam da; Şenol Güneş ve Bernd Schuster maçın sonucunu etkileyecek şifreleri; sahaya sürdükleri on birlerdeki oyuncu tercihlerinde gizlemişlerdi. Ama Şenol Güneş'in oyun stratejisi Alman Bernd Schuster'i dize getirdi. Hem de ne dize getirmek! İbrahim Üzülmez ve Bobo'yu kulübede oturtan Holosko'yu ilk on birde sahaya süren Schuster fırtınası Trabzon'da kesintiye uğradı! Şenol Hoca'nın Ceyhun gibi tecrübe varken Mustafa Yumlu tercihi, zorunluluk gibi görünse de "Kendi yıldızını kendin üret!" projesi için en doğru ve her teknik adamın göze alamayacağı çok cesur bir adımdı. Şahsen takdir ettim hocayı. Pilot takım Karadeniz Trabzonspor'dan alınan bu oyuncu genç Mustafa ilk defa forma bulmasına rağmen hocasını mahcup etmedi. Özellikle hava toplarında çok başarılıydı, bunu attığı harika bir kafa golüyle de süsleyerek, "Trabzon bir futbol merkezidir" mesajını verdi. "Helal olsun!" diyordum ki, genç futbolcu nazara uğradı, böğrüne bir dirsek darbesi aldı ve oyundan ayrılmak zorunda kaldı. Üzüldüm! Üzüldüğüm bir diğer isim de başarılı kurtarışlar yapan kaleci Hakan'ın Teofilo ve Yattara'nın şutunu köşeden çıkardıktan sonra genç Mustafa'ya teslim oluşuydu. Takdir ettiğim bir başka unsur da bordo-mavili futbolseverlerin Trabzonspor'a verdikleri destekti. Schuster de bu durumu değiştirmek için hiçbir müdahalede bulunamadı. Şaşırdım! Belki bunda hafta arası Viyana'da oynanan Rapid maçının yorgunluğunun etkisi vardı. Bu durumu değiştirebilmek için geriden İsmail Köybaşı'nın başlattığı ataklar, Guti ve Tabata'nın kullandığı ölü toplar ile Ernst'in yerden oyunu etkili pozisyonlar doğurdu ama kaleci Onur bunları ustalıkla bertaraf etti. Sonuçta sezona şampiyonluk parolasıyla giren Trabzonspor, dünya yıldızlarına geçit vermedi. Böylelikle Trabzonspor yeniden çıkışa geçti. Bakalım bu çıkış ne kadar sürecek?