Hayat, hayaldir! Bakın; Levent Akın, Orhan Şengürbüz ve Vedat Okyar... Allah mekanlarını cennet eylesin; şu son demde: çevremizdeki "Güzel insanlar" bir bir uçup gidiyor! Tedbir, nafile! Gerçek şu, "Her canlı ölümü tadacaktır." Ufukta, ölüm meleği bekliyor bizi; kaçış yok! O halde kapana girmiş bu hayatın anlamı ne? Onca koşturma, onca yarış, onca mücadele, savaşlar, barışlar ne için? Düşünüyorum, günlerdir, ölüm bir son mu, diye? Elimde; sevgili Erol Kaner Ağabeyin zoruyla Türk Kalp Vakfı'nın çektiği grafiğe bakarak, "Hangisi doğru?" diye sorguluyorum. Doğru hangisi? Talas Orta Okulu'nda iken matematik hocam Sabiha Kurtyılmaz Hanımefendinin öğrettiği "İki nokta arasından ancak bir doğru geçer" sözü mü yoksa sevgili Erol Ağabeyin elime tutuşturduğu grafikteki, o iki nokta arasından geçen sonsuz doğrular mı? Günler, haftalar, aylar, hatta yıllar, kısaca bir ömür uçup gidiyor? Ne için; iyi futbolcu, iyi gazeteci, iyi teknik adam desinler diye mi? Kafam karmakarışık, kurtarır mı bilmem, dostum dediğim güzel insanlara olan dostluğumu göstermek için döktüğüm gözyaşları. Beyin hücrelerimin duvarlarına çarpıp dönen şaşkın bir futbol topu gibi çaresizce ellerimi açmış, Yüce Allah'a yakarıyorum: "Dostlarımı yakma Yarabbi!" >> Batuhan ve hocalar! Mustafa Denizli bu sezon da Batuhan'a Beşiktaş formasını çok gördü. Acaba neden? Batuhan'a kin ve öfke beslediği için olabilir mi, asla! Olsa olsa bu genç yeteneğin, Beşiktaş'ta oynayabilecek profesyonel olgunluğa kavuşmadığına inandığı için olabilir. Peki, Batuhan'a en zor gününde kucak açıp, forma veren Rıza Çalımbay Hoca, yeniden neden kadrosunda tutmadı? Sakatlığı için olabilir mi, sanmam! Diyeceksiniz ki, Mustafa Hoca istemedi, Rıza Hoca fazla ısrarcı olmadı da, Batuhan ortada mı kaldı? Kalmadı elbet, Gaziantepspor'a 1 yıllığına kiralandı. Ama maksat o değil, genç golcünün bir yıldız olarak Turkcell Süper Lig'den dünya vitrinine taşınması. Zira futbolcunun ömrü uzun değildir, sabun köpüğü gibi erir gider. >> Broos'u tuttum Trabzonspor'u Belçika'daki son hazırlık maçında Hollanda 1. Lig ekiplerinden Heerenveen karşısında beğeni ile izledim. Gerçi savunmada, rakibin hızlı oynadığı bölümlerde hatalar yaptılar, goller yediler. Ama genelde, orta sahası toparlanmış, kanatları saat gibi işleyen, hücum anlayışında olumlu değişiklikler yaşayan iyi bir takım izlenimi verdiler. Özellikle Gökhan Ünal farklı bir kimliğe bürünmüştü. Gol atmadı ama sağdan yaptığı ataklarla Heerenven'in sol tarafını tek başına çökertti, Alanzinho'yu gole taşıdı, Giray'ı golle burun buruna getirdi. İlk defa Alanzinho, Ferhat, Giray ve Barış'ı bu kadar arzulu ve uyumlu oynarken gördüm. Bir de kaptan Egemen'in yerine oyuna giren Mustafa dikkatimi çekti. Ayrıca dikkat ettim, 2-2'lik sonuca, 'Niye kazanamadık' diye bağırıp çağıran Trabzonsporlu da yok. Demek ki, Trabzonspor'da bir şeyler değişiyor. Asıl güzel olan da bu değil mi? >>GÜNÜN SORUSU? F.Bahçe'nin yeni transferleri Andre Clarindo Dos Santos ve Cristian Oliveira takıma ne katarlar?