
Nereden nereye? Baba Hakkı'nın "saraylı" diye tanımlanan zarafet, nezaket ve kibarlık timsali Beşiktaş tribünleri nerede? Varoşun kaba, müstehzi ve dik başlı çocukları gibi davranan, kendi başkanına küfür eden, futbolcusuna ve teknik adamına hakaret yağdıran bugünkü tribünler nerede? İnanın, ikisi arasında gece ile gündüz farkı var. Maalesef bugünkü tribünler, Hakkı Yeten'in kemiklerini sızlatmakla kalmıyor, Beşiktaş'ı Beşiktaş'a korkunç bir rakip kılıyor. Bu dramatik halden mustarip olan Mustafa Denizli, "İnönü bizim için en zor deplasman" diyor. Ne acı!.. Başkanı İnönü'de huzursuz, teknik adamı ve futbolcusu İnönü'de rahatsız. Bu halde nasıl futbol oynar, nasıl maç kazanır Beşiktaş? Bu kimin umrunda? İşte bu noktada Başkan Yıldırım Demirören, "Tribünleri temizleyeceğim" diye haykırıyor. Geri tepen silah gibi orta yere bırakılan bu haykırış, zihnimde yakın geçmişi canlandırıyor. Efsane başkan Süleyman Seba ve vizyon sahibi Serdar Bilgili başkanı kaçıran tribünleri düşünerek soruyorum, Beşiktaş o tribünlere daha ne kadar teslim olacak?
Çıkmamak elde mi?
"Takımı çekiyoruz. G.Saray maçına çıkmayacağız!" Sanırsınız ki Futbol Federasyonu başta olmak üzere futbolumuzun tüm birimleri Diyarbakırspor'a karşı. Onların ligde olmasını sanki kimse istemiyor. Böyle bir paranoya olabilir mi? Maalesef, bu kulübümüzü yönetenler, her durumdan rahatsız olacak bir mevzu çıkarıyorlar. Tamam, Bursaspor maçı sonrası "etnik ayrımcılık" iddialarına gösterdikleri tepkiyi bir ölçüde anlar, hak verirsiniz. Ama G.Antep maçındaki feverana ne demeli? Goller nizami. Diyarbakırspor'un oynadığı futbol ortada. Bunu göre göre, ilkokul çağındaki mızıkçı çocuğun davranışını sergilemek Diyarbakırspor'a ne kazandırır? Sempatileri yok etmez mi ey sevgili Ziya Hocam? Ayrıca senin gibi akil, olgun ve tecrübeli bir teknik adam, ligden çekilmenin ne manaya geleceğini bilmez mi?
Terimsiz yabancılaşma!
Federasyon yönetimi Fatih Terim'i büyük bir keyifle uğurladı. Ancak, "Yeni teknik direktör kim olacak?" sorusu hâlâ muamma. 2010'u uzaktan seyredeceğiz ama 2012 Avrupa Şampiyonası'nı bugünden planlamak gerekiyor. Çünkü zaman hızla ilerliyor. Ama ne Milli Takımlar Sorumlusu Levent Kızıl ne de Federasyon Başkanı Mahmut Özgener, "Milli Takım şu tarihte şu isme emanet edilecek" diyemiyor. Neden? 2012 Avrupa Şampiyonası ön elemelerinde grup kuralarını görmek için olabilir mi? Hayır, Mahmut Başkan diyor ki, "Sorun teknik adam değil, sistem sorunu. O yüzden önce sistemi kurup, sonra hocayı bulacağız." Ey sevgili başkan, madem sorun sistemde ise faturayı neden Terim'e ödetiyorsunuz? Bu ülkede sistemler işletmek için değil maalesef bozmak için kuruluyor. Hatırlayın, Terim göreve gelirken ülkeye 15 yıl hizmet edebilecek yıldızları yetiştirmeyi amaçlayan 10 yıllık Milli Takımlar Projesi'ni açıklamıştı. Merhum Hasan Doğan'ın "Başarılı olacağına kalıbımı basarım" dediği o plana ne oldu hiç incelediniz mi? Sahi, niçin uygulanmadı o sistem; sebebini biliyor musunuz? Keşke "evet" dediğinizi duyabilseydim. Keşke Türkiye, 4 yılda 4 ayrı Federasyon Başkanı değiştiren ülke olmasaydı da "Vah benim deneme tahtasına dönen futboluma vah!" demeseydim.
Mıhlama
"Bir insanı, ancak gerçekten uyuyorsa uyandırmak mümkündür. Eğer uyumuyor, uyku taklidi yapıyorsa, dünyanın bütün gayretlerini sarf etseniz, nafiledir."
(Mahatma Gandhi)