G.Birliği maçını geçen hafta bu sütunlardan yorumlarken, "Galibiyet güzel fakat F.Bahçe'nin rezerv gücünde arıza var" diye yazmıştım. Sevgili Aykut Kocaman da benimle aynı doğruda buluşmuş olmalı ki dün -ucunda yenilgisiz UEFA Avrupa Ligi'nde grup lideri bitirmek gibi çok önemli bir unvan varken- Mönchengladbach maçına Mehmet Topal dışında yedeklerden kurulu bir on birle çıktı. Rezerv gücü görmek adına "doğru" gibi görünen bu tercihin en büyük yanlışı F.Bahçe'yi takım gibi takım yapan omurgası ve kimyasının bozulmuş olmasıydı. Kadroyu görür görmez "eyvah" dedim, "Bir takım değişir ama bu kadarı fazla, savunma direnci kırılmış F.Bahçe nasıl maç kazanır?" Üstelik karşında sıra değil Alman takımı varken... Endişemde ne kadar haklı olduğum ilk yarım saatte Tolga Ciğerci ve ardından Hanke'nin penaltı golüyle ortaya çıktı. Penaltı demişken, Bienvenu'nün F.Bahçe ceza sahasında ne işi vardı, anlayabilmiş değilim. Gelelim kurguya... Kalede Mert Günok daha maça ısınamadan golleri yedi. Orhan, Serdar, Egemen ve Özgür'den kurulu savunma dörtlüsü balon yaptı. F.Bahçe'nin 4-2-3-1 şeklindeki oyun düzeninde Topal, Selçuk çifti ön liberoda ellerinden geleni yapmaya çalıştı. Ancak orta sahada oyun kurucu görevindeki genç Recep, sağındaki Krasiç ve solundaki Stoch o kadar önde oynuyorlardı ki, takım savunmasına en ufak bir katkı yapmadılar. Hâl böyle olunca F.Bahçe için kayıpları oynamak kaçınılmaz oldu. Kocaman'ın acil bir müdahale ile sorunu çözmesi gerekirdi. Fakat belli ki Aykut Hoca da, "Mevcut şartların anlaşılması" ve F.Bahçe'nin rezerv gücünün ne kadar arızalı olduğunu göstermek adına müdahaleyi geciktirerek, gönüllü harakiri yaptı...