Yıldızları yönetmek sanattır. Ustalar mı; dünyada Alex Ferguson; Türkiye'de Fatih Terim'dir! Varsa; daha istikrarlısı ortaya çıksın. Büyük gurur ve heyecan yaşatanlar durduk yere yücelmezler. Çünkü başarı özellik ister. O da G.Saray'da mevcut. 5 haftada 1 teknik adamın değiştiği bu ülkede Fatih Hoca, Bursaspor önünde G.Saray ile 350. maçına çıkıyor. Bu ne büyük bir istatistik. Düşünün; G.Saray'ın 5 lig, 2 Cumhurbaşkanlığı, 2 Türkiye, 1 Süper ve 1 de UEFA Kupası olmak üzere 11 şampiyonluğunda Terim'in imzası var. Yürekten alkışlar. İşte, Fatih Hoca'yı meslektaşlarından ayıran özellik; azim, irade, inanç, ilkeli duruş, sürdürülebilir başarı ve ne istediğini bilen biri olmak. Düşünün!.. Hocanın böyle kuvvetli özellikleri olmasa; Ünal Aysal gibi son derece zeki bir başkan; hiç Sneijder ve Drogba riskine girer miydi? Hedefi büyütüp; "Artık bize Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yakışır" der miydi, hayır. Eee; süper takımlar, süper hoca ister. Hoca'nın kariyeri; insanımıza başarıya giden en kestirme yolu gösteriyor. Futbolumuzdaki bu fark daha başka nasıl anlatılır? >> Hoş geldin kaptan Giderken buruktu. Hali, "Beni sevdiğimden kopardılar" der gibiydi. Ne Meireles transferi ne Cristian ne de Selçuk denemeleri onun yerini dolduramadı. F.Bahçe kaptanına, kaptan F.Bahçe'ye muhtaçtı. Ne zaman hatırını sorsak "Döneceğim" diyordu Emre Belözoğlu, hep. ...Ve, dediğini yaptı, kaptan. Kocaman bir sevinç ve umutla döndü F.Bahçe'ye. Hoş geldin kaptan! >> Vefa ve Güneş! Diyorlar ki, "Güneş battı!" Heyhat!.. Ben de diyorum ki, Şenol Hoca bu şartlarda daha nasıl başarılı olabilirdi? Trabzonspor'a üç yılda; biri Türkiye diğeri Süper olmak üzere iki kupa kazandırmış. Takımı toparlayıp, iki sezon zirveye oynatmış; Tolga, Onur, Selçuk, Ceyhun, Umut, Engin ve Burak'ı Milli Takım'a yükseltmiş. Güneş'in parlattıklarını Trabzonspor kadrosunda tutamamışsa bu Hoca'nın suçu mu? Hayır, Güneş batmadı, buğulu gözlerle kendini dinliyor. Biliyor ki; "Her karanlık gecenin aydınlık bir sabahı vardır". Ancak; o "Ahde vefa" yok mu; ona bir halel geldi mi, toparlamak zordur. Diyeceksiniz ki, "Vefa", İstanbul'da bir semt adı, doğru. Ama aynı zamanda Güneş'in daha Trabzonspor ile tanışmadan önce sevdalısı olduğu ilk kulübün adıdır, Vefa; kaybolan birçok değer gibi küme düşmüş ve esamesi okunmayacak, halde olsa da. Ey, Trabzonspor'u efsane yapan öz; titre ve kendine dön. >> Liyakat! Peyami Safa ne güzel söylemiş: "Eski başkadır, eskimiş başkadır. Nice eskiler var ki hiç eskimez." >> Kafkas'ı bekleyen zorluklar! Sadri Şener Başkan, nikah şahidi olduğu Tolunay Kafkas'ı Trabzonspor'un başına getirdi, hayırlı uğurlu olsun. Aslında; Hoca'yı Trabzon'da bekleyen zorlukları yazacaktım, bugün. Ama?.. "Ateş barutla buluştu" sözünü işitince vazgeçtim. Dilerim, her şey gönlünce olur. Fakat... Ne yalan söyleyeyim; Kafkas'ın TFF'deki Gelişim Direktörlüğü'nü bırakıp gidişine, gönlüm hiç rıza göstermedi. Hele Güneş'in istifasını duyar duymaz bu göreve balıklama atlamasını da hiç etik bulmadım. İnsan, hiç değilse; Güneş'in dönüşünü beklerdi. Beklemedi! Demek ki; bu buluşmayı çok önceden plânlamışlar. Diyeceğim şu; insan bir göreve gelirken hedefleri olur. Söyleyin bana; 26 Ekim 2011'de TFF Gelişim Koordinatörlüğü'ne gelirken Tolunay Hoca'nın bir vizyonu, tutkusu, hedefi yok muydu, vardı. Pekii ne oldu, o ideale? İşte, Türk teknik adamlarının en büyük zaafı bu; sabırsızlık, odaklanamamak ve sıradanlaşmak... Tilki misali aportta fırsat bekleyen insanın kaderi mi, gecekondu taşeronu gibi valizi elinde il il dolaşmak. Yazık!