Hicran!

A -
A +
Kimse alınıp gücenmesin; bu Galatasaray ile Borussia Dortmund arasında süper ağır ile orta siklet farkı gibi çok net bir klas farkı var.
...Ve bu tabloda boyumuzun ölçüsünü bir kez daha aldı Almanlar. Yazık!
Daha da fenası mevcut oyuncularla bu açık iki maçta kapatılabilecek gibi de değil; yalın ve acı gerçek bu! 
Hakan Balta'ın gönlümüze su serpen "teselli" golüne rağmen acı gerçek bu.
O yüzden; Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde var olma hayali yalan rüzgârından başka bir şey değil.
Sahaya yanıcı ve yaralayıcı maddeler atmak da ne yazık ki; aczin en basit ve en bariz göstergesi.
Tıpkı; tüm hayallerimizi suya düşüren ofsayt gafleti içinde yenilen Reus'un golü gibi.
O gol; psikolojimizi de bozdu. Ah Chedjou neden beklersin o pozisyonda? Önde neden basmaz Melo ve Selçuk? Ne yapar, Sneijder gibi usta ayaklar? Tüm becerin bir röveşata bir şut mu?
Kalite olarak böylesine bir denge sorunu varken ve Alman temsilcisi lehine bu kadar ağır basarken Galatasaray'ın dün geceki maçtan zafer çıkarmasını beklemek; Hakan'ın golüne rağmen fazla hayalcilik olurdu. 
Tıpkı; Teknik Direktör Cesera Prandelli'nin şapkasının altından tavşan çıkarması gibi. 
İtalyan teknik adam sihirbaz değildi. Prandelli'nin en büyük marifeti; Kasımpaşa maçında oynattıklarının bir bölümünü Burak Yılmaz'ı da aralarına katarak kenara alması ve maça Umut'la başlamasıydı. Diğer bir artısı da taktik olarak; 4-3-3 yerine daha gerçekçi bir sistemle Galatasaray'ı sahaya sürmüş olmasıydı. Hepsi bu kadar. O da yetmedi, yetmezdi de.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.