Hid... hıçkırık tuttu

A -
A +

Neyi bekliyoruz? Herkes sus pus; oysa 3 Mart'taki Honduras karşılaşmasına kadar Türkiye, milli maç takvimini pas geçecek! Bu dönemdeki tek tesellimiz, - bir zamanlar ilk 14'e kadar yükseldiğimiz - FIFA klasmanında 1 sıra geriyerek, 42. tamamlamış olmamız. Şu işe bakın ki, gülüyoruz ağlanacak halimize. Fatih Terim'den bugüne hâlâ Milli Takım'ı teslim edeceğimiz hoca için karanlıkta "Hid..." diyor ama gün yüzüne çıkınca, hıçkırık tutmuş gibi yutkunuyoruz. Sahi, neden bu korku? Söyleyeyim!.. Birinci neden yerliler! Maalesef futbolumuzu yönetenler Trapattoni için, "Altına yapar" diyen Yılmaz Vural başta olmak üzere, Abdullah Avcı, Ersun Yanal, Bülent Uygun, Giray Bulak ve adı Milli Takım'la bir şekilde anılan herkesi futbolumuzun kızılderilisi gibi görüyor, muhalfetlerinden çekiniyor. Oysa Çin açıkça, "İkinci sınıf hocalarla işimiz yok" diyor. İkincisi Rusya'nın, "Takımı, Dünya Kupası'na götürememiş birine 7 milyon euro vermeyiz" dediği bir teknik adama, Terim'in 4 katı ücret verecek olmayı izah edememekten korkuyorlar. Kafkas'ı dinle Ali Turan! G.Saray oyununu hep tekrarlıyor. Federasyon da göz yumuyor. Malum, önceki yıllarda Kayserispor'da leblebi gibi gol atan Gökhan Ünal'ın aklını karıştırmış, baş tacı edildiği yerde istenmeyen adam durumuna düşürmüşlerdi. Bu defa, aynı oyunu Ali Turan için oynadılar. Daha ilk gün, teklifi duyar duymaz yorumum, "Yalan rüzgârı" olmuştu. Sonuç malum, Ali Turan da Gökhan gibi ortada kaldı. Kayserispor, Ali Turan'ı en ihtiyaç duyduğu dönemde hem de G.Saray maçı öncesinde tart etti! Peki bu ceza ile kimin ekmeğine yağ sürüldü? Bu lig yarışında, oyuncu eksiltmek ne kadar akılcı? Bence mantıklı olanı, "Ali Turan özür dilesin, başkanımız affeder!" önerisini getiren Tolunay Kafkas'ın görüşüdür. Elbette her insan hata yapabilir. Önemli olan, hatadan dönebilmektir. Bu noktada Ali Turan'a düşen, "Seni Kayserispor'a kazandırmak istiyorum" diyen hocasını dinlemesidir. Şimdi, "Büyüklerin oyununa gelmemen gerektiğini?" anlatabildin mi Ali? Rijkaard neyin peşinde? Neil, Joe, Dos Santos transferleri ve Rijkaard'ın yenilik arayışı... Ne kadar köpürtürsen köpürt, Antalyaspor önündeki G.Saray, havası kaçmış gazoz gibiydi. Hiç güven vermedi bana. Şaşırdım, "Nonda'nın ahı mı tuttu?" diye düşünürken bir taraftan da Rijkaard'ı anlamaya çalıştım. Aklıma takılan ilk soru, "Bu kadro neyin nesi?" Sonra, ikili mücadelelerin neredeyse tümünü kaybeden, hücuma çıkarken yaşadığı top kayıpları yüzünden rakibine o kadar pozisyon veren ve forvette başlayan Arda'nın orta saha düzenini bozan o anlamsız oyun kurgusunu düşününce, "G.Saray'daki arayış neyin nesi?" diye sormadan edemedim. Kupaya has olduğunu düşündüğüm bu düzende Rijkaard'ın daha ne kadar ısrar edeceğini de merak ettim. Zihnimi kurcalayan onca soru arasında, yakalayabildiğim tek ışık Keita'ydı. Fakat bizim felaket tellallığına soyunan spor medyamız, onu da cezalandırmak için Rijkaard'ı sıkıştırıyordu. Ne garip değil mi? Duamız, Mustafa Hoca için! Beşiktaş, Tayfur Havutçu'ya emanet, bir süredir. Malum, Mustafa Hoca önemli bir ameliyat geçirdi. Kendisine Allah'tan acil şifalar diliyoruz. Bir an önce iyileşip, Beşiktaş'ın başına geçmesi için dua ediyoruz.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.