İddianameyi beklerken!

A -
A +

Herkes pür dikkat iddianameye odaklandı. Bakalım içinden ne çıkacak? Malum; başta F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım olmak üzere Şekip Mosturoğlu, Serdar Adalı, Mecnun Odyakmaz ve Tayfur Havutçu gibi sportif zanlıların hürriyeti ve birçok kulübümüzün geleceği Özel Yetkili Savcının açıklayacağı iddianamenin satırlarındaki isnatlara bağlı. Diyeceksiniz ki, bu konuda o kadar çok şey yazılıp, çizildi ki, tartışılacak ne kaldı? Söyleyeyim; bugüne kadarki bütün konuşmalar bir zan üzerineydi. Yani; "Yargısız infaz!" Ama iddianameden sonra asıl yargılama başlayacak. O yüzden, "Futbolu kaos bekliyor" diyen Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Yıldırım Demirören kaygısında son derece haklı. İddianame açıklandıktan sonra; "Söz savunmanın" olacak. Bakalım soruşturma nasıl yürütülecek? Ceza Hukuku kimler hakkında hangi kararı verecek? Futbol Federasyonu Disiplin ve Yönetim Kurulu hangi kararları alacak? Malum; şahıslarla ilgili kararı Disiplin Kurulu, kulüplerle ilgili kararı ise yönetim kurulu verecek. Suçlu Carvalhal! Üzülüyorum, her fırsatta fatura Carlos Carvalhal'e kesiliyor, diye. Yazık! O, iyi bir teknik direktör. Ama sıkıntı başka. Bakın, maç 2-0 Beşiktaş lehine iken teknik direktör Carvalhal değil miydi? Bana sorarsanız tek suçlu o takıma saha içinde liderlik yapması gereken Querasma'dır!.. Portekizli reisin öyle bir top sevdası var ki; ne kazandığı topu ne de pası takım arkadaşına veriyor, hep kendi oynamak istiyor. Bu da Beşiktaş'ın hücum üstünlüğünü kırıyor. Örnek mi, Kayserispor'a karşı altı pasın üstünde kaçırdığı pozisyon. Yetmedi mi, G.Birliği maçında iki net pozisyon ve ikisini de çalım sevdası yüzünden harcadı Q7 ve Beşiktaş iki maçı da kaybetti. Olay bu kadar basit. Fakat Q7'nin karıştırdığı şey; sirkteki palyaçonun tek kişilik gösterisi ile futbolun bir takım oyunu olduğu gerçeği. Carhalval'a tavsiyem, Portekizli yıldıza bir top alıp, "Git evinde dilediğin gibi oyna" demesidir. Bakan'ın kırmızı çizgileri! Sporda Şiddet Yasası'nda yeni düzenleme olacağı - şike ve teşvikle ilgili cezaların hafifletileceği; zanlıların bugün-yarın serbest kalacağı - kulaktan kulağa fısıldanıyor. Ümit vermek güzel. Ancak bu gerçekleşmezse hayal kırıklığının yol açacağı tahrifatı kim nasıl telafi eder? Bilgi kirliğine yol açmamak için konuyu araştırdığımda öğrendim ki, hükümet kanadında böyle bir niyet yok. Ama meslektaşlar ısrarla; "Var, iyi araştır!" diyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı'na soruyorum, aldığım cevap aynı, "Hükümetin böyle bir çabası yok." Söz konusu kanunun taslak aşamasında yeterince tartışılmadığını hatırlatıp ısrarla soruyorum. "Muhalefetten ya da Kulüpler Birliği'nden bir teklif gelirse Hükümet'in yaklaşımı ne olur?" Deniyor ki; "Bakanlığımızın kırmızı çizgileri var. Burası bir hukuk devleti, burada yasalar uygulanmak için çıkarılır. Öyle iki günde bir kanun yapılmaz." Kaygıları hatırlatıp, "Bir ihtiyaç doğmuşsa..." diye yineliyorum sorumu, cevap değişmiyor: "Spor gibi herkesin ortak hareket etmesi gereken bir konuda; münferit girişimlerle yol alınmaz. Bu ne AK Parti'nin tek başına önerisi ne de muhalefetin salt isteğiyle olur. Bu, ancak IOC ve ona bağlı uluslararası federasyonların, FIFA gibi kuruluşların normları dikkate alınarak; TMOK, Spor Genel Müdürlüğü, TFF, Kulüpler Birliği gibi sporun bütün organları, iktidar ve muhalefetin ortak konsensüsü ile mümkün olabilir. Ancak inanın, şu an böyle bir niyet de yok, çaba da!" MIHLAMA/BÜYÜKLÜK Binaları içindeki insanlar yüceltir. F.Bahçe ise içindeki insanları yüceltir. İşte F.Bahçe'nin büyüklüğü böyle bir büyüklüktür.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.