G.Saray, Beşiktaş ve Trabzonspor'un beyaz mendil salladığı kupada büyüklerin tek temsilcisi olan F.Bahçe; ligde de play-off'a emin adımlarla ilerliyor. Nitekim dün de Bursaspor gibi çok çetin bir rakip karşısında anlamlı bir galibiyet aldı. Futboldaki "kadınlar matinesi" için "iyi oldu" mu desem yoksa "kötü" mü, bilmem. Ne yalan söyleyeyim; F.Bahçe-Bursaspor maçı dün kulağı tırmalayan bir uğultu içinde heba oldu gitti. Heyhat!.. Diyeceksiniz ki; "Seyircisiz oynamak daha mı iyi?" Siz de haklısınız. Ancak; inanın o atmosferde değil maç oynamak seyretmek de kelimenin tam anlamıyla "işkence!" "İşkence ise; o kadar kadın çoluk çocuk; neden Kadıköy'e akın etti?" düşünebilirsiniz. Fakat, bu ülkede "gökte düğün var, merdiveni de hazır" deseniz, akın eder kadınlar, "Benim ne işim var" demez, hele bir de "bedava sirke baldan tatlı" anlayışı hakimse. Nitekim o gürültü kirliliğinde iki takımın da yıldızlarının eli ayağına dolaştı, akılları karıştı maçın başında da ne pozisyonlar harcandı ne pozisyonlar. Oysa Ziraat Türkiye Kupası'nın iki çeyrek finalistini karşı karşıya getiren bu lig mücadelesi daha kafadan büyük heyecan uyandırmıştı her iki taraf için de. Ama Sow, Alex, Stoch ve Mehmet Topuz ile Bursaspor kalesinde baskı kurup, pozisyonlar yakalayan F.Bahçe, o anlamsız çığlıklar arasında golü yapmakta çok zorlandı. Taa ki; Orhan'ın asistinde Alex'in tecrübesini konuşturduğu ana kadar. O gol günü kurtardı. Ancak; F.Bahçe'nin bu futbolla iki kupayı birden müzesine götürmesi çok zor. Çünkü bu kadro yetersiz. Cristian ile iyi anlaşan Selçuk ne kadar çok çalışsa da; Emresiz F.Bahçe'nin orta sahası güven vermiyor. Stoch hiç pres yapmıyor, gerisindeki Ziegler ise baskıyı yiyince yol geçen hanına dönüyor. Onu, bugünden belirtelim. BAK DİREK SESTAK! Son 7 maçta yenilmeden Kadıköy'e gelen Bursaspor aslında taş gibi takım. Kalede Carson, savunmada Serdar, orta alanda N'diaye, Sestak ve Batalla çok iyi mücadele etti. Fakat gol noktasında yetersizdiler. Özellikle Pinto çok yetersizdi. Direği sarsan Sestak da şansızdı.