Kalli'nin Nonda keyfi

A -
A +

"Tek santrfor, çift santrfor" tartışmalarının yapıldığı günlerde yazdık, Kalli'nin kupa koleksiyoncusu olduğunu. Yaşının G.Saray'ı çalıştırmasına engel oluşturmayacağını. Onun, "yıldızlara dayalı düzen" içinde ferdi yeteneklere endeksli bir oyun yerine takım halinde hareket eden bir G.Saray'ı amaçladığını ve oyuncuların taktik zekasına göre tercihlerin maçtan maça şekillenebileceğini söyledik. Bugün doğru algıladığımı düşündüğüm Kalli'nin artık kafasındaki düzeni 4-4-2 biçimde Hakan Şükür ve Nonda ikilisiyle önde oturttuğuna inanıyorum. Çünkü, 10 yıldır İsviçre, Fransa, İtalya ve İngiltere'de attığı gollerle adından övgüyle bahsettiren Kongolu oyuncu, Kalli'nin anladığı manada tam bir takım golcüsüdür. Tecrübe yaşamaktır Gökhan gibi etkili bir santrforu F.Bahçe maçında herkese kabul ettiren İstanbul Belediyespor'un hocası Abdullah Avcı özgün düşünceleri ve cesur uygulamaları olan bir teknik adam. Ama; tecrübe eksikliği yaşıyor. Önde götürdüğü G.Saray ve F.Bahçe maçlarını bu yüzden son dakikalarda 2-2'ye bağladı. İki maçta, 4 puan kaybetti. Yazık! Abdullah Hocam, "Görmek düşünmektir! Tecrübe yaşamaktır!" Mustafa Hoca ile futbol Türkiye'de spor medyası oldum olası eski futbolcu ve teknik adamların yorumculuğunu içine sindirememiştir. Oysa, doğru bilgiyi doğru adresten almaktan daha önemli ne olabilir? Batıda, Gullit'ten bir dönem Kalli'ye kadar o kadar çok başarılı örnekleri var ki, bunun... Bizde de sevgili Rıdvan Dilmen ve Erman Toroğlu, TV'de çok başarılılar. Çünkü, eski bilgilerine yeni bilgiler ekleyerek, izleyenleri ekrana bağlıyorlar. Türk futbolunun yetiştirdiği en önemli teknik adamlardan biri olan Mustafa Denizli ile futbol konuşmak müthiş bir keyiftir. Bu ayrıcalığı yaşayan biri olarak Denizli'nin Kanal 1'deki "Futbol Merkezi" adlı programın yorumcusu olmasını çok yerinde bir seçim olarak alkışladım. Ama öğrendim ki, o program reytinglerde ilk 100'e girememiş. Sizce yanlış nerdedir? Hocanın bilgisinde mi, üslubunda mı, kanalda mı yoksa programın içeriğinde mi? Yanal revizyonu "Ersun Yanal revizyon için düğmeye bastı" denilince sandık ki, sadece futbol takımını değiştiriyor. Hayır, yanılmışız!. Trabzonspor'a şeffaflık getirmek için en önemli aksiyon alanı olarak medyayı gören Ersun Hoca, gazeteci Altuğ Atalay'ı kulübün medya ve halkla ilişkiler sorumluluğuna getirtmiş. Artık, bordo-mavili kulüpte her türlü haber tek elden seslendirilecekmiş. Amaç, yarınların Trabzonspor'u bugünden UEFA Kriterleri'ne uygun hale getirmek. Sen yapma usta Büyük usta Hıncal Uluç, gazete okumayan gazetecilere kızanlardandır. Fakat, "Ele verir talkını, kendi yutar salkımı" sözündeki gibi bir gafa düşmüş... "Fark ortada" başlıklı makalesinde diyor ki, "Nonda'yı son maçta bu kadar etkili oynatan kişinin Hakan Şükür olduğunu yazan bir spor yazarına rastlamadım!" Aman Hıncal Ağabey, arşivlere dön de Türkiye Gazetesi'ndeki "Nonda'nın gecesi" başlıklı makalenin "Benim yıldızım" bölümüne bir göz at bakalım, ne yazıyor! Son sürat Süral Üçte üç yaptı... Tam, 9 puan kazandırdı G.Antepspor'a Bünyamin Süral... Bu bir tesadüf mü, değil mi, anlayacağız bu hafta! Ya, F.Bahçe'yi de yenip, teknik adamların parlayan yeni yıldızı olacak Süral ya da çekirge misali düşecek... Kaya'ya tosladı Bahri Futbol ve iddia... Bir türlü hazmedemediğim bir durum... Bir tarafta futbol = ahlak, tekerlemesi. Diğer tarafta bu sporu yapanların iddia oyunları... Hem de Orduspor'un eski teknik direktörü Bahri Kaya 'iddaa' tahmininde kendi takımına mağlubiyet vermesi gibi...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.