Beşiktaş'ın hocası Ertuğrul Sağlam ile sohbetteyiz. Nasıl Kayserili olduğunu anlatıyor: "Kayserispor'dan teklif aldığım zaman dostlarımdan, 'Aman hocam, gitmeden önce iyi düşün, Kayseri'den para çıkmaz!' diye bir uyarı aldım. Ama ihtimal vermedim, gittim, Kayseri'de iyi bir kariyer ve çok para kazandım. Ama dostlarım haklı çıktı, Kayseri'den parayı çıkaramadık. Hatta, dışarıda kazandıklarımızı da Kayseri'ye taşıdık, oraya yatırım yaptık ve biz de Kayserili olduk!" >> Lorant kuş mu kondurur? Ligin yeni takımı Kasımpaşa'da da kan değişimi oldu. Malum Kadir Özcan hoca gitti ve yerine Werner Lorant geldi. Benim merak ettiğim şey şu; Lorant'ın F.Bahçe'de iken G.Saray'ı 6-0 yenmek dışında ne başarısı oldu ki, Sivasspor, Kayseri Erciyes ve şimdi de Kasımpaşa, Alman teknik adama bulunmaz Bursa kumaşıymış gibi sarıldı? >> Zico 34. yabancı Artur Zico F.Bahçe'de görev yapan 64. teknik adam. Fener'in 100 yıllık tarihinde 11 değişik ülkeden 34 yabancı, 31 Türk teknik adam görev yaptı. Zico, Yıldırım'ın 11. hocası. İşte F.Bahçe'yi dünden bugüne çalıştıran yabancılar: Josef Swenk (Macar), James Elliot (İngiliz), Nemettz (Macar), John Prayr (İngiliz), İgnace Molnar (Macar), Peter Molley (İngiliz), James McCormick (İskoç), Laszlo Szekely (Macar), Zarko Mihailoviç (Yugoslav), İmre Markoş (Macar), Miroslav Kokotoviç (Yugoslav), Oscar Hold (İngiliz), Abdullah Gegiç (Yugoslav), Traian İonescu (Rumen), Constantin Teasca (Rumen), Waldeira Parreira Didi (Brezilya), Tomislav Kaleperoviç (Yugoslav), Friedrich Rausch (Alman), Branko Stankoviç (Yugoslav), Todor Veselinoviç (Yugoslav), Karlman Mezsöly (Macar), Raul Csernai (Macar), Guss Hiddink (Hollanda), Josef Venglos (Slovak), Holger Osieck (Alman), Tomislav İviç (Hırvat), Carlos Alberto Parreira (Brezilya), Sebastiao Lazaroni (Brezilya), Otto Bariç (Hırvat), Joachim Löw (Alman), Zdenek Zeman (İtalya), Werner Lorant (Alman), Christoph Daum (Alman) ve Arthur Zico (Brezilya). Peki, bu yabancılardan kaçı F.Bahçe'ye şampiyonluk yaşattı dersiniz, işte o liste: Molnar (1959, 1967-68), Szekely (1960-61), Kokotoviç (1963-64), Hold (1964-65), Ionescu (1969-70), Didi (1973-74, 1974-75), Kaleperoviç (1977-78), Stankoviç (1982-83), Veselinoviç (1984-85, 1988-89), Parreira (1995-96), Daum (2003 -2004, 2004 - 2005) ve Zico (2006-2007). Mustafa Denizli ise (2000-01'de) F.Bahçe'ye şampiyonluk kazandıran ilk ve tek Türk teknik direktör. >> Doğan mı, şahin mi? Trabzonspor'da bir algı sorunu yaşandığı gün gibi ortada. Hoca futbolcusunu, futbolcu hocasını anlamıyor. Nitekim bu anlayışsızlığı da Teknik Direktör Ziya Doğan şöyle itiraf etti: "Kasımpaşa maçında Ceyhun'u oyundan çift forvete dönebilmek için çıkardım. Yerine, oyuna Ömer Rıza'yı aldım. Ömer Rıza girdiği 3 pozisyondan birini gol yapabilseydi bugün kimse beni eleştirmeyecekti. Fakat insanlar ne düşündüğümü bilmeden ileri geri konuşuyor. Ayrıca ben kimseyi satmadım. Çoğu şeyi anlatamam. Kaldı ki, Ceyhun'u ben aldırdım. Onun neler yapabileceğini en iyi ben bilirim." Bu sözlerden de anlaşılacağı gibi, Trabzonspor'da hatlar kopmuş, elde bir değer var ancak bu değerin ne olduğu, Doğan mı yoksa şahin mi olduğu taraflarca anlaşılabilmiş değil. >> Sorumluluk sahibi Aykut Aykut Kocaman, hani adam gibi adam denilen hocalardan... Ankaraspor'da 16 ay geçirdi. Kendine göre çok şey yaptı ama yüksek beklentiler ve onun oluşturduğu baskı Kocaman'ı sonunda hiç de istemediği bir noktaya getirdi. "Saha sonuçları istediğimiz gibi olmadı. Birinin sorumluluk alması gerekiyordu. O sorumluluğu da ben üstleniyorum" dedi ve istifa etti. >> Kafkas'a düşen görev "Basit gol yeme" Türk futbolunun genel hastalığı. Bu sendrom, kendini aşmak isteyen Kayserispor'da bu sezon daha bir öne çıkmış durumda. Defansın basit hataları, Kayserispor'un çıkışını engelliyor. G.Antepspor ve Denizlispor deplasmanlarında yenilen goller bunun birer göstergesi. Umut ediyorum ki genç teknik adam Tolunay Kafkas, sarı-kırmızılı takımın savunma anlayışıyla ilgili acil önlemler alır da basit gol yeme hastalığından kurtulur Kayserispor. Aksi takdirde hem Tolunay Hoca, hem de takımı büyük sıkıntıya girer. >> Tekke neden yok? Fatih Tekke'nin menajeri Özcan Üstüntaş meraklanmış, soruyor: "Yahu, kendi takımında oynayan oynamayan herkes Milli Takım'da ama bizim Fatih yok, neden?" Sizce Terim, "Sakattı, o yüzden almadım" mı diyecek, sanmam! Terim'in cevabı olsa olsa tercihinde saklı olur. Sahi, Gökhan Ünal, Mehmet Yıldız, Hakan Şükür, Ümit Karan, Gökdeniz ve Tuncay golcü olarak yetmez mi bu takıma? >> Prolisans da işe yaramadı Belçika'da tek Türk teknik adamdı. Belçika 2. Ligi'nde Hamme Vigor takımını çalıştırdığı dönemde Fuat Çapa, UEFA'ya bağlı prolisans diplomasına sahip tek Türk hocaydı, aynı zamanda. Teknik direktör Şenol Güneş ile birlikte Seul Kulübü'nde çalışmayı düşünürken kendisini bir anda istikbal vadeden futbolcu ve teknik adamlara fırsat tanıyan G.Birliği'nde buldu. Ama, teori pratiğe uymadı. Süper Lig'de, UEFA'ya bağlı prolisans diplomasına sahip tek Türk teknik adam da saha sonuçları sebebiyle görevinden ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Dilerim Çapa, "Hayatın tecrübelerden ibaret olduğu"na inanır da Türkiye'deki bu başarısız denemeden dolayı yıkılmaz. >> Kupa koleksiyoncusu "En iyi savunma hücumdur" düşüncesi Feldkamp'ın G.Saray'ında kendini buldu. İhtiyar delikanlının elinde sönmüş yıldızlar yeniden birer altın oldu. Hakan Şükür, Ümit Karan ve Hasan Şaş'ın yıldızının yeniden parladığını görmek keyif verici, Ayrıca Alman disipliniyle yeniden tanışan bu takımda Linderoth ve Arda'nın savaşçı futbolu ve Lincoln gibi şutör bir beyinin oyun gücü ile birleşince G.Saray, hem Avrupa hem de ligde şahlanıyor. Bu şahlanış ise beni alıp, taa G.Saray'ın 4 kupa birden kazandığı Feldkamplı 1992-93 sezonuna götürüyor. Ne dersiniz, bugün ligde tarihi rakibi Beşiktaş'a 3, F.Bahçe ve Trabzonspor'a 7 puan fark atan G.Saray, mazideki o altın döneme mi dönüyor?