At be kardeşim, atabildiğin kadar at!.. Böyle fırsat tepilir mi, hiç? Nasılsa Olimpiakos'un kalesinde milli maçta 4 gol attığımız, kova kaleci Nikopoulidis var. **** İnanın, Nikopoulidis'i kalede görünce, benim bile iştahım kabardı. Tribünden haykırmaya, başladım, "yakın - uzak" deme, "yerden - havadan bakma, çerçeveyi gördün mü vur!" Fakat, Sabri dışında hiçbir G.Saraylı şutu düşünemedi koca devrede. Oysa Herta Berlin, Benfica ve Metalist'in de bulunduğu B Grubu'nda, belki de G.Saray'ın 3 puan alabileceği en zayıf takım, Olimpiakos'tu. Öyle hantal bir yapıları vardı ki, G.Saray dikine hızlı oyunu becerebilse, hücuma çıkarken gereksiz pas gevezeliğine düşmese, maç daha kafadan kopacaktı. Fakat, G.Saray'ı dikine hızlı oynatabilecek, tek futbolcu Aydın Yılmaz ise tribünde oturuyordu. Bunu anlayabilmiş değilim, neden? Bir de, duran topları, usta bir okçu gibi Arda ve Kewell'ın kafasına nişanlamasıyla tribünleri mest eden Lincoln'ün futbolu, med - cezir oyunu şaşırttı beni. Özellikle Maradona vari elle oynamasına hiç anlam veremedim. Aman be Lincoln, daha üç gece önce Trabzon karşısında takımını bu yüzden 10 kişi bırakmadın mı? Ne zaman ders alacaksın? Pardon, ikinci yarı topu üst direğe nişanlasa da Kewell'e attırdığı golün pası mükemmeldi. Maçın adamı tartışmasız Kewell'dı. Top ayağına böyle maçlarda bir başka yakışıyor. Bu futbolcu, bileklerine öyle hakim ki, rakipteki topları bile tereyağından kıl çeker gibi çekip alıyor da, yerden oyunda son vuruşları aynı ustalıkla yapamıyor. Bir de onu başarsa, gökte yıldız bırakmayıp, toplayacaktı. Ama?.. Allah için havada affetmedi. Attığı kafa golü usta bir bilardocu vuruşunu hatırlattı. Helal olsun. **** Güzel olan şu ki, Ayhan ve Meira ikilisi hem orta sahaya hem de savunmayı toparlamış durumda. Ama seneye çift devreli lig usulüne göre oynanacak olan UEFA Kupası'nda G.Saray, Olimpiakos galibiyetiyle gruba iyi bir başlangıç yaptı. Fakat, 2000 ruhunu geri kazanabilmesi için daha tempolu, daha bir dikkatli ve daha istekli olması şart!