Efrendim, M.United maçının ardından yaptığımız yorum, farklı algılamalara yol açmış. "Bu nasıl iş hoca? Daum'a 'Elinde Fatih Akyel gibi Türkiye'nin en iyi sağbeki var niçin oynatmıyorsun?' diye soran da yazan da sensin, M.United maçı sonrası 'Niye oynattın?' eleştirisini getiren de, bu nasıl bir eleştirmenlik???" Evet sevgili okuyucular, hem kendi gazetemdeki hem de başka medya organlarındaki meslektaşlarımdan bu şekilde eleştiriler aldım. Doğrusu hiç gocunmadım. Çünkü, Daum'a 'Böyle bir kabiliyeti niye oynatmıyorsun?' diye sorup yazdığımda daha ligin başıydı. Alman teknik adam, o gün bu sorudan ders çıkaracağına bana "Sen, Fatih'in menajeri misin?" diye sormuştu. Ben de kendisine, "Hayır hoca, bu çocuk uluslararası maç tecrübesi olan biri yarın hem Fenerbahçe hem de Milli Takım'a gerekli olabilir. Dilerim o gün Fatih'i kenarda tuttuğun ve kendine güvenini sıfırladığın için pişman olmazsın" demiştim. O konuşmanın üzerinden haftalar geçti, Daum, Fatih'İ oynatmamaktaki inadına devam etti. Ama, Servet cezalı olunca kritik M.United maçında Fatih, Daum'un aklına geldi. Eeee? Sen, bindiğin dalı keser, kurutursan o daldan sana hayır gelir mi? Gelmedi de, bizim ikinci eleştirimiz bunun içindi. Şimdi soruyorum kim haklı dostlar? Keşke F.Bahçe ve Daum kazansa da bizler o kırk yıl unutulmayacak üzüntüyü yaşamasaydık. Allah şaşırtmasın Halterdeki rezalet herkesin malumu. "Taciz" skandalında son perde oynanıyor. Antrenör Mehmet Üstündağ hakkındaki iddialar toplumda infiale yol açtığı için şöhreti yakaladığı dönemde soluğu ceza evinde aldı. İddialar, henüz açıklığa kavuşmuş değil. Ama mide bulandırıyor. Bir de düşünün, ya bu iddialar doğru değilse, o zaman nasıl anlatılır, olup bitenler. Neresinden bakarsanız bakın sonuç, kelimenin tam anlamıyla skandal. İyisi mi, Allah şaşırtmasın! Futbol vampirine dikkat!.. Daha önceleri defalarca yazdık. "Futbol tehlikeli bir mecraya sürükleniyor. Futbol vampirine dikkat!" diye. Nihayet, FIFA Başkanı Sepp Blatter de aynı tehlikeye işaret etti. Zengin Avrupa kulüplerinin ayrı bir lig oluşturma girişimlerinden duyduğu endişeyi yıllar önce bizim dikkat çektiğimiz şekilde ortaya koydu: "Zengin birkaç Avrupa kulübü geleceği yeni kurulacak Avrupa Ligi'nde görüyor. Bu çok tehlikeli bir durum. Futbol zenginlerin elinde oyuncak olmamalı. Futbol spor olmaktan çıkıp, kumar gibi sadece para için oynanan bir oyun olmamalı." Sosyetik yaklaşım Beşiktaş'ın Del Bosque aşkı paparazzi dergilerindeki kısa sürede tükenen sosyete evliliklerine benziyor. Saman alevi gibi bir aşk!.. Ya da 30 yıllık kariyerin 7 haftada iflası!. Böyle bir yaklaşım dünyanın neresinde var? Ya da 4 yıllık plân ve projelerin 7 haftada sıfırlanması, hangi kalkınma modeliyle izah edilebilir? Şahsen anlamış değilim. O yüzden, Beşiktaş'ın Del Boque yaklaşımını haksız buluyorum. Bu Türk futbolu ve Beşiktaş için kötü bir imajdır. Ayrıca bıçak sırtındaki bir hayat ne kadar sağlıklı, güvenli ve ne kadar verimli olabilir? Beşiktaş yönetimi bu soruların cevabını düşünmeli. Unutulmamalı ki, 'yöneticilik, baskılar karşısında sorumluluk alıp, sorunlar karşısında dim dik ayakta durabilmektir'. Yıldırım Demirören ve ekibi için hatta Beşiktaş kulübü için yönetim sanatı adına en büyük imtihandır bu, Del Boque imtihanı. Ya sabredip okyanuslar aşacaklar ya da infiale kapılıp derede boğulacaklar. Seçim, Beşiktaşlılar'ın.