Klinsmann mı, aman kalsın!

A -
A +

Cape Town'da bugün 2010 Dünya Kupası finallerinin grup kuraları çekilecek. Maalesef Türkiye yok! Bu acıyı içimizde yaşarken Milli Takım Teknik Direktörlüğü bilmecesi esrarını koruyor. Bu arada "Milli Takım'ın başına o geliyor, bu geliyor" diye her kafadan bir ses çıkıyor. İsmi bizde saklı önemli bir futbol adamı Federasyonun Jurgen Klinsmann'ı Milli Takım'ın başına getireceğini söyledi. Bütün milli takımları da ona bağlayacakmış. Tepki gösterdim. Nasıl göstermeyeyim, Alman Milli Takımı'nı Klinsmann değil, Löw çalıştırdı, o sadece uzaktan kumanda etti. Amerika'dan ülkesine gelemeyen biri lütfedip Türkiye'ye gelirse, Türk milli takımlarını aynı yöntemle mi idare edecek? Ayrıca Bayern Münih'te sadece 9 ay kalabildi. Şu anda hiç bir Alman kulübünün yüz vermediği Klinsmann'ı menajerler pazarlamaya çalışıyor. Olur da Klinsmann Türkiye'ye bu şekilde getirilirse Fatih Terim'e ayıp etmiş olmaz mı, bu ülke? Tebrikler Rijkaard! İtiraf edelim, fazla yüklendik Rijkaard'a. Onun yönetimindeki G.Saray'dan beklentileri çok yukarıda tuttuğumuz için! Hata etmişiz. O da, iş ortağı Neekens de, "Biz futbolu iyi biliyoruz" havasına girdikleri için Del Bosque, Tigana ve Luis Aragones'in düştüğü hataya düştüler. Futbolumuzu hafife aldılar. Ligi tanımadan, rakip analizi yapmadan maça çıkardılar G.Saray'ı. İlk haftalar rüzgâr gibi geçti. Herkes sandı ki, bu sezonu o hızla şampiyon tamamlayacak G.Saray. Ama şapka düştü kel göründü. Rijkaard uyandığında anladı ki, Süper Lig en az İspanya Seria A kadar çetin ve mücadele isteyen bir lig. Sadece ofansif becerileri öne çıkararak sürekli maç kazanılmıyor. Sonunda, ne kadar red etse de, B planını devreye koydu. Ama o plan da ilki kadar zıtlık içeren radikallikteydi, 6 savunmacıdan kurulu bir on birle sahaya çıkar mı G.Saray, çıktı. Bursaspor maçı böyle kaybedildi. Şimdi, "o yenilgilerden ders aldım" diyor, Rijkaard, "Baba" olmanın getirdiği olgunluğun değişikliği ile. Şenol Güneş'in forması Trabzonspor'da Şenol Güneş dönemi radikal değişikliklerle başladı. Önce kaptanı değiştirdi Hoca, sonra sistemi. Yerinde bir değişiklikti. Zira Broos, Belçika medyasına yaptığı açıklamalarla Egemen'i yıpratmıştı. Bir önemli farklılık da, kulüpteki zihniyet değişimiydi. İlk defa Şenol Güneş ismi etrafında bütünleşen bordo-mavili kulüp tarihinde yine ilk defa bir teknik adamın formasını satışa çıkardı. Forma az mı satar çok mu bilemem ama bir gerçek var ki Şenol Güneş ismi Trabzonspor tarihinde efsaneler listesinde ilk üçe girer. G.Saray'ın bile Rijkaard'ın ilk günlerinde akıl edemediği bu pazarlama yöntemi, sadece Trabzonspor ya da Şenol Hoca adına bir kazanım değil tüm teknik adamlar adına iyi bir başlangıçtır. Bu açıdan futbolun ekonomik platformunda yeni bir çığır açan Trabzonspor yönetimini alkışlıyorum. Rıza Çalımbay'ın İvesa formülü! Haberi okuyunca hayli şaşırmıştım. Hemen telefona sarılıp, "Bu söz espri olarak bile söylenmez. Sırf 2.05 metre boyu var diye kaleci Ivesa'yı forvet oynatmak da neyin nesi?" diye sormak geldi içimden Rıza Hoca'ya. Ama sonra öğrendim ki iddia tümüyle düzmeceymiş. Meğer Rıza Çalımbay ne böyle bir söz etmiş ne de aklından geçirmiş. İşte asıl şaşkınlığım da ondan sonra arttı. Madem bu laf edilmedi, o halde bu haber nerden çıktı? İnsaf!.. Yalan haber gördük de böyle kuyruklusunu görmedik, yazık benim spor medyama! Mıhlama Bir güçlükle karşılaştığınızda kendinize bir kaçış yolu değil çıkış yolu arayın. (D.L.Weatherford)

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.