Young Boys'a yenildikleri gece Aykut Kocaman'ı dinlerken çok şaşırdım. Hani bir müessese krize girer de radikal kararlar alır ve uygulamak için kesip, biçip, doğrayacak kasap gibi birini arar ya, maalesef öyle bir imaj verdi Hoca, bana. Tarzı, F.Bahçe'de bugüne kadar hiçbir teknik adamın seslendiremediği cesaret ve radikallikteydi. Dedi ki, "Son 5 yılda sadece 1 kez şampiyon olmuş olan F.Bahçe'nin birikmiş çok ciddi sorunları var. Artık gerçeklerle yüzleşmeliyiz." Sormak gerekirdi, "Aziz Yıldırım ve ekibi bu sorunları bilmiyorlar mı, biliyorlarsa niçin tedbir almadılar?" diye ama sormadım. Çünkü bilmeleri mümkün değildi. Zaten, "Sorunlar daha vahim. Asıl denizin dibindeki kütleye bakın, ne dediğimi anlarsınız" manasındaki açıklamasıyla kast edilen de yönetimin yapması gerekeni bugüne kadar yapamadığı imasından başka bir şey değildi. Aykut Hoca'nın "Yetki bende" diyen değneksiz köyün delisi havasındaki hali, garibime gitti. Sakatlığını bahane ederek oynamayan Lugano'ya, problemli Güiza'ya, gönülsüz oynayan Alex'e "Sizi kapıya koyarım" anlamına gelen açık bir gözdağı vermek için kendini böyle ortaya atması mı gerekirdi? Ayrıca, Kocaman, böyle bir yetkiyle gerçekten donatılmış olabilir mi? Bu konudaki kanaatimi birkaç hafta önce "Kocaman, Yıldırım'ın son şansı" diye yazmıştım. Şimdi, daha da açayım konuyu... Aziz Başkan, Kocaman'ı göreve getirerek, "Kendi teknik adamımızı ne zaman yetiştireceğiz?" diye kulüp içinde yükselen muhalefetin sesini kıstı. Ertuğrul Sağlam'ın başarısı üzerine "Aynı şeyi bizde yapabiliriz" diyen ve F.Bahçe'de görev bekleyen eski yıldızlarına, "Tamam o modeli Aykut ile uyguluyorum, sizde sıranızı bekleyin" mesajını verdi. Rıdvan Dilmen, Oğuz Çetin ve Turan Sofuoğlu ile başarısızlığa uğrayan o projeyi Kocaman başarırsa hem kendini, hem F.Bahçe'yi, hem de Aziz Yıldırım ve yönetimini kurtaracak. Ama sonuç ne olursa olsun Aziz Yıldırım kazanacak. En az 10 yıl görev bekleyen eski F.Bahçeli futbolcuların baskısından kurtulacak. Kendisiyle ters düşen ve Avrupa takımlarıyla flört eden Güiza - Lugano problemini "Ben ne yapayım, Hoca böyle uygun görmüş" diyerek çözecek. O yüzden bir kere daha tekrar ediyorum, Aykut Kocaman, F.Bahçe'de tek yetkilidir, F.Bahçeli futbolcular ayağını denk almalı. MIHLAMA Büyük topları küçüklere bıraktık, biz küçük toplarla ömür tüketiyoruz. Özkan Sümer Teofilo Güneş gibi Aranan kan bulundu. Teofilo Süper Kupa finalinde coştu. Yağmuru özleyen toprak gibi Süper Kupa'yla coştu Olimpiyat Stadı, ağustosun kavurucu sıcağında. Şenol Güneş ve Ertuğrul Sağlam'ın akıl oyunundan çok, "Hoca Elmander'i istiyor, biz de alıp getireceğiz" diyen Sadri Şener'in, Metalist'in Brezilyalı golcüsü Jaja transferiyle nasıl sağ gösterip, sol vurduğu konuşuldu. Trabzonsporlular memnundu, bu transferden. "Sağlam'ı Beşiktaş'tan koparan füzeci" diye daha şimdiden beğenilerini gösterdiler. Umut Bulut da mutluydu, "Yattara döndü, Jaja geldi, ben şimdi daha rahatım" dedi. Rijkaard ve OFK kuru! Saman alevine kananlar, 2-2'lik maçın rövanşında 5 gollü OFK Belgrad galibiyetine ne destanlar yazdılar ne destanlar. Meğer Rijkaard bir dahiymiş. Meğer G.Saray'ın bu kadrosu bir arslan parçasıymış. Allah aşkına daha ilk maçında 5'lik yapacağın takıma kendi sahanda 2-0 önde iken son anda mağlup olmaktan kurtuluyor ve rövanşta yine 2 gol bulduktan sonra aynı hastalığa yakalanıyor, gol yiyor, pozisyon veriyorsan, başını iki elinin arasına alıp, ciddiyetle "Bizim zaafımız ne?" diye düşünmelisin ki, ucuz kurlardan pahalı döviz üretmeyesin. Prekazi'nin yorum dersi! NTV'yi sporun vazgeçilmezleri arasına sokan sevgili Fuat Akdağ'ı tebrik ediyorum. Rıdvan Dilmen, Hakan Ünsal, Sergen Yalçın ve Mustafa Doğan'dan sonra efsane frikikçi Cevat Prekazi'yi de yorumcu kimliğiyle karşımıza çıkardığı için. Prekazi, kendine özgü Türkçesiyle, orantısız güçlerin çarpışması şeklinde geçen o zevksiz, heyecansız ve sıkıcı OFK Belgrad-G.Saray karşılaşmasına getirdiği bilgi yüklü yorumlarıyla öyle bir tat ve kalite kattı ki, bir maç yorumu ancak o kadar güzel olur. Eleştirirken, alternatif pencere açan, futbol geçmişinden örneklemeler yapan, oyunun kültüründen bahseden, Türk ve dünya futbolu arasında kıyaslamalar yapan tarzıyla büyüledi beni... Programın sonunda Türkiye'de altyapıda görev alacağını ve minik futbolcu adaylarına o müthiş tekniğini öğreteceğini söylediğinde inanın tüylerim diken diken oldu. Yabancıya sınırlama! Yerli teknik adamlara müjde... Futbol Federasyonu, Teknik Adamların Eğitimi ve Sınıflandırılması Talimatı'nı yeniledi. Buna göre, yabancı uyruklu teknik adamlar, yalnızca Süper Lig'de çalışabilecek, alt liglere görev alamayacak. Ancak, Süper Lig'den düşen ve kulübüyle sözleşmesi devam eden yabancı teknik adamlar istisna.