Kocaman'ın hamleleri!

A -
A +

F.Bahçe'de işler kötü gidince ilk sorgulanan Aykut Kocaman'ın teknik direktörlüğü oluyor. Son Buca mağlubiyetinden sonra da "Sahanın en iyi oyuncusu Stoch'u niye çıkardı?" diye yüklendi F.Bahçeliler, Kocaman'a. Haklılar mı, işin teknik tarafını göz ardı ederseniz, evet. Ama statü diyor ki, "Bir takım sahada en fazla 6 yabancı oyuncu ile mücadele eder." Peki, F.Bahçe'nin Buca maçında sahada kaç yabancısı vardı, hatırlayın; Lugano, Yobo, Santos, Dia ve Stoch. Etti mi 6, evet. Şimdi, siz Aykut Kocaman'ın yerinde olun ve geçmişteki Mustafa Denizli'nin durumuna düşmeden bu şartlarda Alex ile Niang'ı oyuna dahil edin. Ne yaparsınız, iki yabancı çıkarır iki yabancıyı oyuna alırsınız, öyle değil mi? Kocaman da hamle olarak onu yaptı, Dia'yı çıkarıp, Niang'ı, Stoch'u çıkarıp, Alex'i oyuna aldı. Ha, "Sahanın en iyisi Stoch çıkarılır mıydı?", o başka bir konu, Hoca'nın maç stratejisi içinde hangi futbolcuya hangi özel görevi verdiğini hangimiz biliyoruz? Belki, bu maçla ilgili yapılabilecek en anlamlı eleştiri olsa olsa, "Bu sonucu başlangıç on biri hazırladı, değişimini de onlar başarsın!" saflığıdır ki, Anadolu'da böyle durumlar için "Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış" derler. Obama inse ne değişirdi ki? Diyorlar ki, başkan Aziz Yıldırım, Bucaspor maçında soyunma odasına girmiş, veryansın etmiş, futbolculara. Ne değişmiş, hiçbir şey, eski tas eski hamam! Hoş, Obama da inse F.Bahçe'nin değişeceği yok ya, neyse? Bizim medyaya konu çıkıyor işte. Bu arada Bucaspor Teknik Direktörü Samet Aybaba'yı kutlamak gerekir, F.Bahçe'yi, A2 takımından 1992 doğumlu iki ve genelde 6 yeni oyuncuyla Kadıköy'de yenme başarısını gösterdiği için. Bu tercihiyle, Türk futbolunun geleceğiyle ilgili en yürekli adımı attığı için. "Suçluyuz" demek yetmez! Hayat Mona Lisa tablosu gibi; bir yüzü ağlarken, diğer yüzü gülüyor. Mutluluk ve hüzün; "sabır"la, "şükür" arasındaki ince çizgiyi beyinlere kazımak istercesine ikisi bir arada yaşanıyor. İşte F.Bahçe'nin durumu, filede kızlar Dünya Şampiyonu. F.Bahçelileri bundan daha mutlu kılan bir şey yok, şu günlerde. Ama ya milyonların ilgisini, sevgisini ve cebindeki parasını hortumlayan futbolculara ne demeli? Maalesef, onlar utanç duvarı gibi duruyor, F.Bahçelilerin gözü önünde! Hem de, "Suçluyuz, özür dileriz" masumiyetine bürünerek, "Suçluyuz" demek F.Bahçe'nin kaybettiklerini F.Bahçe'ye kazandırır mı? Beyler, "suçluyuz" demek yetmez, oynayıp, kupalar kazanmanız gerekir. Ama ne Avrupa'da var F.Bahçe, ne de Ziraat Türkiye Kupası'nda, sorarım size bu ayıp, kimin eseri? Amatörlere kaybetmek! Ne acı bir durum; iki maçta bir galibiyetin yok. Hadi ondan da vazgeçtim, kazandığın tek puanın yok. Peki, ne var; acı, ıstırap ve hüsran. Sen, F.Bahçe gibi bir futbol devi ol da, A.Gücü'den 4, Bucaspor'dan 3 gol ye, bu nasıl izah edilir? Yazık, çok yazık! Söyleyin, F.Bahçe'nin 28 yıllık kupa hasretinin karşılığı bu mu olmalı? "Real Madrid yenildiğine göre, F.Bahçe de yenilir" diye düşünenler olabilir ama unutmayın, Real amatörlere yenilmez, F.Bahçe de yenilmemeliydi. Bravo kızlara! F.Bahçe, futbol dışındaki branşlarda başarılı. Ama kimse futbol sahasının dışına bakmıyor. O yüzden de, ne Katar'da şampiyon olan voleybolcu kızları, ne basketçileri ne de atletizm ve bokstaki başarıları görüyor. Başarıyı doğru ölçmek isteyenlerden ricam, yelpazeyi genişletin lütfen!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.