Yiğidin hakkı yiğide!.. Bakkal'ın fendi, Kocaman'ı yine fena yendi... "Yine" diyorum çünkü bir değil, iki değil, üç değil, kâbus gibi bir seri... Gerçek şu, Aykut Hoca'nın şansı Mesut Hoca'ya hiç tutmuyor. İstatistik ortada; Bakkal, Kocaman'ı dokuzuncu kez mağlup ediyor... Diyeceksiniz ki, onca yenilgiden insan biraz olsun ders çıkarır da hiç değilse tarzını değiştirir, ama ben bunu diyemiyorum. Niye? Çünkü "şartlar" çok ağırlaşmış Aykut Hoca için! Malum omurga çökmüş; Meireles hakeme hakaretten müebbet aldı ya, Mehmet Topal da sarı kart cezalısı. Alex rolüne soyunan Cristian ise bu maçta Selçuk'un yanında ön liberoda çakaralmaz çakmak rolünde, serbest vuruşları bile ateş almıyor. Sezer ise forvet arkasında tek başına Karabük'ün sağlam defansı arasında kayboluyor. Krasic koşuyor ama amaçsız, Kuyt öyle dikkatsiz ki, kaybettiği top F.Bahçe'nin kalesinde pozisyon oluyor. Söyleyin, böyle bir orta saha ile nasıl maç kazanılır? Garibim Sow nasıl topla buluşur da gol atar? Hâl böyle olunca psikolojik olarak kafadan yenik başlıyor F.Bahçe maça. Öyle ki, Kocaman hangi hamleyi yapsa tutmuyor, fos çıkıyor. Çünkü Karabük taş gibi takım olmuş; savunması, orta alanı ve forvetiyle. İlhan Parlak, Lualua ve Shelton ilk yarıda biraz daha becerikli olsalar 2-0 değil de 5-0 bitecekti devre. Kocaman'ın ikinci yarıdaki Salih ve Caner hamlesi de işe yaramıyor, F.Bahçe o kadar etkisiz ki taraftar saç baş yoluyor. Tribünler mi? Volkan İlhan'a, Lualua'ya çaresiz teslim oluşları karşısında "Aykut istifa... I love you Alex... Yönetim istifa" diye tempo tutuyor. İstifalar F.Bahçe'yi ayağa kaldırır mı? Kanaatim hayır, sabırla koruk helva olur.