Kupa ne olacak?

A -
A +

Hepsi yalan bu sahi.

Bizim spor dünyası olayları çok geriden takip ediyor.
Objektif hukuka bağlı kalması gerekirken, taraf oluyor, kamuoyunu yanlış bilgilendiriyor, kaosa yol açıyor.
Mesela 3 Temmuz süreci; Ceza Hukuku ile Sportif Hukuku hep birbirine karıştırdılar, oysa farklıydı.
Fotoğrafın tamamını görmek varken, bir noktaya odaklanıp, bütün üstüne hüküm verme yanlışına düştüler. Kitleleri gereksiz beklentiye soktular.
İşte son; Yargıtay'ın Aziz Yıldırım ve Olgun Peker'le ilgili 5. Ceza Mahkemesi'nin kararını onaması.
"Bu nasıl son, hâlâ buharı tütüyor?" demeyin lütfen.
Doğru tütüyor ama kime, neye göre ve nasıl?
TFF Basın Sözcüsü Prof. Mete Düren diyor ki, "Yargıtay'ın kararı TFF'yi etkilemez."
Nokta!
Bu sözün üzerine "şöyle olursa böyle olur" diye fikir yürütmek, bulanık suda balık avlamaktan başka bir şey olmaz.
Ama Yargıtay'ın kararı net; "Şike de var, çete de!"
Peki, bu karar yeni mi, değil.
Ama sadece bir onama hem de Ceza Hukuku ile Sportif Hukuku geçmişteki gibi karşı karşıya getiren bir onama.
Hatırlayın, TFF'nin UEFA ile paylaştığı karar neydi?
"Sportif açıdan sahada şikeye rastlanmamıştır."
Dikkat!
Bu açıklamadan çok önce bu satırın yazarı dönemin Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'e Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı olarak yaptığı ilk toplantı sonrasında "Şike sahada mı aranmalı yoksa saha dışında mı?" diye soran tek gazeteciydi.
Adnan Öztürk, Ali Koç, Nevzat Şakar'ın da olduğu o ortamda davanın 'püf noktası' dediğimiz bu soruya Demirören cevabı şaşırtıcıydı, "Şikenin saha içi, saha dışı mı olur, şike şikedir!"
Tıpkı, 5. Ceza Dairesi ve Yargıtay'ın tarifi gibi.
Hatırlayın lütfen; Demirören bu söylemini daha sonra ima bile etmediği gibi "saha içi" ile "saha dışı"nı birbirinden net olarak ayıran 58. Maddede değişikliğe gitti.
"Şike, şikeye teşebbüs ve teşvik gibi konular"ın "küme düşme" dahil bütün yaptırımlarını 58. Maddedeki düzenleme ile ayrılıp suça göre orantılı ceza yöntemi geliştirildi ve şikeyi sahada arama yolu açıldı.
Şimdi konuşulan konu; "Yeniden Yargılama yolu" açılır mı?
Bu gayret, "Özel Yetkili Mahkemelerin" kaldırılmış olmasına bağlı bir ihtimal arayışından başka bir şey değildir.
Çünkü Özel Yetkili Mahkemelerin bu şekilde görüşüp, karara bağladığı binlerce dava vardır. O yüzden kişiye özel yargılama yolunun sadece bu dava için açılması, hukuktaki eşitlik ilkesiyle bağdaşmaz.
Asıl soru, bundan sonra ne olacak? Şampiyonluk Kupası F.Bahçe'den alınıp, Trabzonspor'a verilecek mi?
İşte bu kritik sorunun cevabını Düren daha karar açıklandığı gün, "TFF açısından sportif hukuka göre konu kapanmıştır!" cümlesiyle vermiştir.
İşte, en başından beri, "Ceza hukuku başka, sportif hukuk başka. Bu iki şey bir elmanın iki yarısı gibidir ama güneş gören tarafı kızarır, diğer tarafı yeşil kalır" diye ısrarla vurgulamamın sebebi budur.
UEFA mı?
Sizce, bu saatten sonra UEFA bu ateşten topu yeniden kucaklar mı? Diyelim kucakladı, suç sabit görüldüğüne göre, hukuki açıdan doğabilecek tazminat davalarını nasıl çözer?
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.