İnsaf!.. Koskoca F.Bahçe takımı; küme düşme noktasındaki Samsunspor'dan nasıl üç gol yer? Ah ki, ah!.. Liderlik hesap ederken, F.Bahçe'nin düştüğü şu hale bakın! Bir tek Stoch'la bahar mı gelir? İnanın, kırk yıl düşünsem böyle bir başlık atacağım hiç ama hiç aklıma gelmezdi. Gekas-Hellas! Diyeceksiniz ki, o da ne? F.Bahçe'ye bir dönem "Acıların takımı" yakıştırmasını yaptıran Samsunspor'dan acının lezzetli sunumu Gekas! Daha neti, golcünün tarifi; golün arifi Gekas. İhtiyar kurt, sadece kariyer değil; kariyerini konuşturan dinamit gibi bir usta. Hayranlık uyandırmadı, desem yalan olur... Penaltının kralını atıyor, ağızım açık seyrediyorum, o parmak ısırtan vuruşuyla Volkan gibi Avrupa'nın en iyi kalecisini terse yatırışını. Peh, peh, peh! Yahu, alenen bu bir Yunan mezalimi! Aykut Kocaman'a bakıyorum yıkılmış; çaresiz bakıyor, boş gözlerle... Alex'siz, Emresiz, Gökhansız başlayan maç ancak bu kadar oluyor. Zira forveti de yok, elinde... Bienvenu mü; saman alevi gibi bir maç parlıyor, devamında sönüveriyor. Yazık; F.Bahçe'nin milyon eurolarına. Ama bir golle yetinmiyor Yunan golcü, Serdar Özkan'ın ortasında Cristian'a çarpan topa öyle kıvrak bir dönüşle vuruyor ki, "Golcü aldım" diye milyon euroları sokağa atan F.Bahçeli ve Beşiktaşlı yöneticilere "Beni niye görmediniz?" diye adeta gıcık veriyor. Vay, vay, vay, o nasıl bir gol öyle? Sadece Gekas değil Serdar Özkan da akıl ve zekâsıyla öne çıkıyor, sanki mühendis gibi milimetrik ortasıyla Yunanlıya, 3. golü attırıyor. Hoş geldin Gekas! BAKKAL'IN SİHRİ Gözlerimi ovuşturuyorum; ilk yarıda "mahalle takımı" havasındaki Samsunspor'a ne oldu da, ikinci yarıda böyle şahlanıverdi, diye. Sebebi, çiçeği burnundaki Mesut Bakkal'ın "bir soyunma odası iksiri" olabilir mi ama hayır, bu kadar da etkisi olmaz ki...