İfrat ve tefrit diz boyu bizde. Ne sevdiğimizi biliriz ne de dövdüğümüzü. Bakın Kadıköy'ün ev sahipliği yaptığı uzatmalara giden UEFA Kupası finaline, ne demek istediğimi anlarsınız. İnanın o finali seyrederken içim sızladı. Nasıl sızlamasın ki? Allah aşkına G.Saray'ın ne eksiği vardı, kupayı kaldıran Shaktar Donetsk'ten? Werder Bremen'den? Hayır, oyuncu bazında eksiği yoktu, hatta başında Lucescu olmuş olsaydı, kupayı kaldıran G.Saray olurdu. Ama olamadı. Neden biliyor musunuz? Bir, G.Saray'da Lucescu gibi bir teknik deha olmadığı için. İki Bülent Korkmaz'ın arkasında Lucescu'nun arkasında duran Shaktar yönetimi gibi kararlı bir idare olamadığı için. Maalesef, bu ülkenin futbol alimleri, Beşiktaş ve G.Saray'ı lig şampiyonu yapan, G.Saray'a Avrupa'da Süper Kupa kazandıran teknik adama geçmişte etmedik hakaret bırakmadı! Eh, altın yere düşmekle değerinden bir şey eksilmezmiş. Bizim yıllarca değersiz göstermeye çalıştığımız Lucescu meğer ne değerliymiş! Yapmayın, etmeyin beyler, bu ifrat ve tefrit değil de nedir? İşte o zihniyet şimdi, "Gel" diyor. Neden gelsin ki Lucescu, "Çavuşesku Ligi'nden de beter" dediği bir ortama? Korkmaz'ın hakkı Korkmaz'a! Erezyona bak! Bülent Korkmaz beğensek de beğenmesek de sadakatin adıdır, G.Saray'da. Onun duygasallığı G.Saray'ın kapıyı gösterdiği "Sıfırı tüketmiş" Ümit Karan ve Hasan Şaş için fırsat oldu. Belki de sırf bu yüzden G.Saray, Bülent Korkmaz ile hedeflediği başarıyı yakalayamadı. Ama Hoca'nın baş tacı ettiği eskiler, destek yerine idmanda trip attı, kampta dedikodu yaptı. Hoca kör, sağır ve dilsiz oldu. Ama onun sessizliğini anlayamayıp, zafiyet sanan arkadaşları, verilen onca şansı değerlendiremeyince, kadro dışı bırakıldılar. Vay efendim, "Dün takım arkadaşımızdın, bugün bizi nasıl kadro dışı bırakırsın" edasıyla hocaya tavır koydular. Sadakatin karşılığı böyle ihanet mi olmalıydı? Kızın, öfkelenin ama Bülent Korkmaz'ın hakkını Bülent Korkmaz'a verin! Ünal Hoca sihirbaz mı? Konyaspor yönetimi, "takıma hava değişikliği getirmek" adına kötü gidişin faturasını Giray Bulak'a kesti. Doğrudur, yanlıştır bilmem. Ama kurtarıcı olarak yeniden Ünal Karaman'a sarılmalarına anlam veremedim. Dilerim, maya bu defa tutar. Ola ki tutmazsa, son iki haftada şapkasının altından tavşan çıkaramadı diye kimse bütün sezonun faturasını bu defa Ünal Hoca'ya kesmeye kalkmasın! Herkes Özen olamaz G.Kore kulübüyle sözleşmesi olmasına rağmen Trabzonspor'da Şenol Güneş sesleri kuvvetle yükseliyor. Bu arada, son üç haftada takımı şaha kaldıran Ahmet Özen'in ikinci adam olarak Şenol Hoca'yla çalışıp çalışmayacağı da tartışılıyor. Hani, bir dönemin İstanbulspor'undaki Metin Türel - Aykut Kocaman ikilisinin usta-veliaht ilişkisine benzer Ersun Yanal - Ahmet Özen değişikliği her ne kadar Ahmet Hoca'yı futbolumuzda öne çıkarsa da kanaatimce Özen Hoca Trabzonspor dışında bu ortamı kolay kolay bulamaz! Doğan Makedonya'ya mı? Makedonya, Hollanda'ya 4-0 yenilip, 2010 Dünya Kupası'na katılma şansını kaybedince teknik direktörleri Srecko Katanec istifa etmişti. Makedonlar, Ziya Doğan'a teklifte bulundular, "Gel Milli Takım'ın başına geç" diye. Hoca gitti, 10 gün gezdi, dolaştı, ağırlandı, döndü. Fakat anlaşma olmadı. Sorduk, Hocaya, neden sözleşme olmadı, diye. Öğrendik ki, Makedonya Futbol Federasyonu 3 ay sonra seçime gidecekmiş. Hocaya 4 maç için teklif yapmışlar. Doğan da haklı olarak "Hayır, bu şartlarda gelemem. En az 3 yıllık sözleşme isterim" demiş. mıhlama Dehanın fitili, hayatın fitilinden daha çabuk yanar. (Schiller)