samdan
camii
hayirli-ramazanlar

LÜTFEN!.. 750 milyarı açıklayın...

A -
A +

Futbol Federasyonu'nun metin, kurgu, sunum üstüne bir dizi eleştiriler yapılan "LÜTFEN" kampanyası için 750 milyar lira ödendiğini daha önce duymuştuk. Ama, Futbol Federasyonu kasasından böyle bir paranın çıkmadığını adımız gibi biliyorduk. Nitekim, federasyon başkanı Levent Bıçakçı da bunu itiraf etti. Federasyon adına bu parayı sponsorların ödediğini söyledi. Bıçakçı ve ekibi, benim merak ettiğim şey şu, Bıçakçı ve ekibi böyle bir ödemeyi nasıl kabul etti? Yoksa bir önceki Milli Takım oyuncularına prim olarak cip veren federasyonun nasıl topa tutulduğunu unuttular mı? LÜTFEN!.. 750 milyar liralık ödemenin gerekçesini açıklayın. Protokol çirkinliği!.. Dondum kaldım... Kelli felli iki spor adamı, G.Birliği Başkanı İlhan Cavcav'ın üzerine yürüyen bir kişiyi zapt etmeye çalışıyor. Cavcav'ın suçu şu; takımı futbol oynamış, kazanmak için F.Bahçe'ye direnmiş. Bundan dolayı hakaretlere uğruyor Cavcav. Hani, hakaret eden kişi sokaktaki biri olsa, "nahoş" der geçersiniz. Ama hayır? Bu çirkinlik, Cumhurbaşkanı'nın, TBMM Meclis Başkanı'nın, Başbakan'ın, bakanların, FIFA ve UEFA temsilcilerinin oturduğu; eski adıyla "Şeref", yenisiyle "Protokol" tribününde yaşanıyor? Sadece F.Bahçe Stadı'nda mı? Hayır!.. Maalesef... G.Saray'ın, Beşiktaş'ın, Süper Lig maçlarının oynandığı her stadda yaşanıyor bu ve benzer çirkinlikler. Böyle bir ortamda, vizyon, misyon ve değerlerden söz etmek mümkün mü Allah aşkına? Geçelim... Sahi kim bu tribünün sorumlusu? İl müdürleri ve kulüpler değil mi? Lütfen beyler!.. Lütfen durdurun bu çirkinliği!... Kabze'yi seyrederken G.Saraylılar soruyor, "Hasan Kabze, Hakan Şükür olur mu?" "Bu kadar ucuz mu?" demişim, "Bir maçta üç gol atmakla Hakan Şükür olunur mu?" diye sürdürmüşüm tepkimi. Biraz dozunu kaçırmış olmalıyım ki Kabze'ye karşı olduğum hissine kapılmış okuyucular. Bu doğru değil... Çünkü ben de Kabze'yi keyif alarak seyrediyorum. Bir golcüde olması gereken özelliklere sahip olduğu için... Çabukluğu, adam eksiltme başarısı, rakipten sıyrılışı, doğru yere doğru koşuları yapışı ve son vuruş ustalığını ayakta alkışlıyorum. Ama?.. Onun başını döndürecek Hakan Şükür kıyaslamasından da geri duruyorum. Çünkü bu, henüz yolun başında olan adaşımı ateşe atar. Ayrıca bizim spor medyası bir günde yıldız üretmeye de, sonra o yıldızın yaldızını kazımaya da bayılır. Tıpkı Roma'ya 3 gol attığı gün Papin Mustafa'ya "dünya yıldızı" payesi biçip de sonra sahheden düşüşüne seyirci kaldıkları gibi. Aman Hasan, sen sen ol, bu dolmalara gelme! EROZYON!.. Üç hafta önce, "Haftaya Bakış"ta "Adalet!.. Adalet!.. Adalet!" diye haykırdık. Demek ki, haykırış boşuna... Artık bu ligin ve oynanan futbolun 2006 Dünya Kupası elemelerine iyi bir Milli Takım çıkaracağına inanmıyorum. Dilerim, Arnavutluk ve Gürcistan milli maçlarının sonuçları beni yanıltır. Ama bu ligde futbolcusu, hakemi, yöneticisi türlü türlü oynuyor. Cem Deda gibi hakemler, "Neticeye tesir eden" hataları yaptıktan sonra bile görev alabiliyor. Aldıkları o maçı da çığırından çıkarıyorsa; MHK ve Futbol Federasyonu'nun iyi niyetine kim inanır? Böyle bir ligin şampiyonuna kim saygı duyar? Küme düşenlerin kötü performanslarından dolayı düştüklerine kim inanır? Erozyon büyük... Ama şikayet çözüm değil. Çözüm, spor ahlâkını futbolun bütün organlarında tesis etmekten geçiyor. Benim gibi her şeyi toz pembe görmeyi arzulayan bir kişi bile bu konuda da açıkçası kaygılıysa, varın gerisini siz düşünün. Ne diyorsun, sevgili Şenol Güneş hocam? ——-Mıhlama—— Doktorlar, avukatlar, içkiler, ilaçlar sahte... Söyleyin Allah aşkına her şeyin sahtesinin yaygın olduğu bir toplumda futbol mu gerçek?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.