Fenerbahçe 13 puanlık farkın rehaveti ile gittiği Arena'da tarihi rakibi Galatasaray'a altın tepsi içinde Şampiyonlar Ligi için açık çek verdi
Fenerbahçe top yekûn hipnoz edilmiş gibiydi. Ne oldu o gök gürültüsü içinde yıldırımlar etkisi bırakan takıma? Maça öyle etkisiz ve baygın halde başladılar ki, bu tuhaflığa hiç anlam veremedim. Sanki yorgun, yılgın ve çaresiz olan Galatasaray değil de Fenerbahçe idi. Doğrusu çok şaşırdım.
Ne öndeki üçlü Kuyt, Sow ve Emenike bir varlık gösterebildiler, ne de Galatasaray'ı kanatlardan felç eder diye düşünülen Caner ve Gökhan. Emre Belözoğlu ise daha ilk on birde gördüğüm anda "çok riskli" dediğim oyuncuydu. Dediğim gibi de oldu.
Ersun Hoca, Emre yerine Salih ile başlamış olsa daha doğru olurdu.
Roberto Mancini'yi kutluyorum sözünün eri çıktı. "Fener'e fark atarız" derken meğer atmıyormuş.
İtalyan telnik adam "Fenerbahçe Dersi"ni iyi çalışmış; rakip analizinde en küçük hatası yoktu. Taktik planlaması mükemmeldi, nitekim hem oyuncularını derbiyi kazanacaklarına inandırmış, hem de Aslan'ın içindeki aslanı uyandırmayı başarmıştı.
İşte onu farklı kılan buydu.
Melo, Sneijder ve Drogba çok özel oyuncular. Nitekim Melo o denli başarılı bir profeyoneldi ki, Emre'yi iki harekette oyundan attırdı. Sonra da kendisi atıldı...
Galatasaray'da Drogba tek forvet oynamasına rağmen sahada basmadık yer bırakmadı. Günlerdir idman yapmayan bir futbolcu nasıl bu kadar diri olabilir. Görülüyor ki, boşuna yıldız olunmuyor.
Sneijder 10 numara bir gol attı. Ayakta alkışladım Hollandalı yıldızın golünü, hem de ona asist yapan Selçuk'u.
İki takımda da maçın sinir katsayısını yükselten oyuncular vardı, Emre Belözoğlu ve Eboue gibi. Buna Gökhan Gönül de katıldı, gekesiz bir sarı kart gördü. Bunu Kendisine hiç yakıştıramadım.
Özetlersek maçın hakemi Bülent Yıldırım yüksek gerilim altında oynanan maçta belki bir düzine kart çıkardı ama hepsi de yerindeydi. Genelde başarılı bir maç yönetti Bülent Hoca.
MAÇIN ADAMI
Drogba
KIRILMA ANI
Sneijder'ın golü