Kızıyorum, polise, savcıya... Kızıyorum. Niye ağrımadık başınıza çaput sararsınız... Niye, evde, eşinizle, dostunuzla sıcak çayınızı içip, televizyon karşısında dizi keyfi yapmak varken, gecenizi gündüze katar, dağda bayırda iz sürer, insanların mahremine kadar girer, gerekli gereksiz dinlemeler yapar, bir yığın tape, bilgi ve belgelerle (!) onca insana "işkence" edersiniz? Gözaltılar, soruşturmalar, tutuklamalar... Suyu bulandırdığınıza değdi mi hiç, Etik Kurulun raporunda; ne şike var ne de teşvik! Alemin işgüzarı siz misiniz, polis kardeşlerim. Savcılar bilmem kaç bin sayfa fezleke, klasör klasör hikaye, "İddianame" diye bir masalı (!) niye ortaya atar ki? Ey görev ehli aşıklar, sizin şike sandığınız şey aslında, "Masumane hamleler"miş... Şimdi anladınız mı, Etik gerçeği? İşte benim ülkemin insan manzaraları bu... Bak ve ağlanacak ülkenin haline gül! Dibin dibi olur mu? "Futbolumuz dip yaptı", derken 16 takımın tekmili birden PFDK'ya sevki beni iyice kaygılandırdı. Gerçi, TFF'nin ismi bizde saklı yöneticisinin, "Hem, şike ve şikeye teşebbüse sahalarımızda rastlanmamıştır diyorsunuz hem de 16 takımı PFDK'ya gönderiyorsunuz, bu nasıl oluyor?" şeklindeki sorumuza verdiği cevap ilginç: "Etik Kurulu'nun raporu 'Sahada herhangi bir bulguya rastlanmadı' diyor. İstedik ki, adı geçen kulüplerle ilgili kararı PFDK versin de kulüpler bizim irademizle değil hukuki olarak aklansın. PFDK'ya sevki bunun için yaptık." İliklerim dondu, demek ki PFDK'nın kararı, işin başında gizli... Kaygılarım daha bir arttı, "Dibin dibi olur mu?" diye. Ümidim şu, "Sular bulanmadan durulmazmış." Ne yazdık ne oldu? Biraz da reklamımızı yapalım, "Görünen köy kılavuz istemez" misali, bu köşede okuduklarınız üstüne. Tarih: 31 Ağustos 2011 / TFF'deki Truva Atı! ... Kanaatime göre TFF, artık F.Bahçe'yi küme düşüremez. Bunu buradan ilan ediyorum. ... Bir şey daha söyleyeyim, Aydınlar'a karşı Federasyon'da Truva Atı'na benzer bir yapılanma var. "Yok" diyen öne çıksın. Bu şartlar altında Aydınlar'ın başarılı olma şansı yok. Yakında, istifası kaçınılmaz olur. Çok yazık! Oysa Aydınlar gibi dürüst yöneticilere futbolumuzun çok ihtiyacı var. *** Tarih: 23 Şubat 2012 / En zekisi Demirören! Yıldırım Demirören. Beşiktaş'ın başkanlığında daha 1 yılı varken neden TFF'de ateşten gömleğe talip oldu? Cevap mı, başlıkta gizli. Siz ''zeki'' kelimesinin yerine uygun sözcüğü yerleştirin, ''kurnaz'' mı, dersiniz yoksa ''uyanık'' mı, onu bilemem. Sözün özü şu; Demirören'in TFF hamlesini iki sebepten zekice buluyorum. Bir, bir veda ibrası ile düze çıkacak. Bundan daha güzel ne olabilir? İki, kulüp, 58. madde kapsamına girdi. Bu adaylık ile 58. madde krizini çözme şansını yakalayacak. Siz, Demirören'in yerinde olsanız, ne yaparsınız? Kalıp, muhtemel bir "ceza"nın altında ezilmeyi mi yeğlersiniz yoksa "durmak zamanı değil" deyip, çıkış yolu mu ararsınız? "İkincisi" dediğinizi duyar gibiyim. Demirören de onu yapıyor. Kartı açmış, "Düşme de yok, puan silme de" diye. Buna "ceza da yok"u ekledi mi, dağ gibi sorun, kartopu olur, erir gider. Bu hamle zekice değil de nedir? *** Ne yazdığımızı siz sevgili okuyucularıma hatırlatayım istedim, af ola. Beşiktaş'ı yaktılar! UEFA'dan bir tokat geldi, ikaz mahiyetinde "Titre ve kendine dön!" diye Beşiktaş'a. Şimdilik kesilen ceza, 500 bin euro! "Şimdilik" diyorum çünkü daha denizin dibi görünmedi. Operasyon yeni başlıyor. Fakat benim anlayamadığım şey şu; neden suçu başkası işliyor da faturayı Fikret Orman ödüyor? Haksızlık değil mi, bu? İş iştir takip ister! İş iştir takip ister, takip için kafa ister. "Nerede o kafa sende" dedirtmemek için; çalışacak, araştıracak, başaracak, engeller karşısında yılmadan başarıyı sürekli kılacak; azim, irade ve inancı göstereceksin. Hadi Türkmen'den! Mevlana'ya sormuşlar: O kadar yazar, o kadar okur, ne bilirsin? Mevlana; Haddimi bilirim, demiş. Anlayana...