Semih'im var benim! "Gitti" denilen maçı çeviren Ay - yıldızlı Türkiye'm var benim. Uçuyorum, bulutların üstünde! Nasıl uçmayayım; EURO2008'de yarı final keyfi; 12 yıl sonra Hırvatlar'dan rövanşı almış olmanın zevki ve gururu var. Bu da bize yetmez, hazır ol Almanya geliyoruz. Sevinçten uçuyoruz. tek yürekte birleşmiş 70 milyon insanımızla! Artık mutluluk; bizde değilse, hiçbir yerde değildir! Sağ olun, var olun çocuklar! *** Dakikalar kabus gibi! Hırvatistan sıkı, çabuk ve hızlı takım. Modric ve N.Kovac iki süper beyin. Modric'in önderliğinde iki kanat Srna ile Rakitiç tehlikeli geliyor. Olic, Rüştü'nün koruduğu kalemizde, üst direğin tozunu alırken, tansiyonum düşüyor, dengem bozuluyor. Ardından altın eldiven Rüştü'nün verdiği güvenle alışıyorum her tehlikeye. Bravo Rüştü. *** Volkan, Servet, Aurelio ve E.Belözoğlu olmasa da, iyi başlıyoruz maça. Önde Nihat. Arkasında Hamit, Tuncay ve Arda ile hem rakibi kontrol ediyor hem de gol için yükleniyoruz, Ama o golü bulmak öyle zor ki. Haydi!.. Yerleştir be kardeşim!. Araya bir tane... Hadi, Hamit, o füzelerinden bir tane ateşle... *** Bir gol atsak, Hırvat kalesi çökecek. Nihat, Tuncay, Arda ve Semih ile sarsıyoruz ama deviremiyoruz Hırvat kalesini... Uzuyor heyecan, penaltılara dek. Sonrası muhteşem... Sonrası zafer... Viyana'da turnuva başlarken Eurosport'a "Türkiye grupta sonuncu olur! Hırvatlar 2-0 kazanır" diyen Almanların efsanevi futbolcusu Matthaeus'a "Sizi de yeneceğiz" diye haykırıyorum. Fakat, önümdeki; "Arda, Tuncay ve Emre yarı finalde sarı kart cezalısı" notu moralimi bozuyor. Ah!.. İş başa düştü yine Fatih Hocam!