Dışarıda; Mısır, Suriye, Tunus.
İçeride; Gezi, Balyoz, Ergenekon.
Sporda; şike, şiddet ve doping.
Hani, içiniz kan ağlar da, siz bütün iyi niyetinizle her şeyi tozpembe görmeye çalışır ve kendi dünyanızda "mutluluk oyunu" oynarsınız ya, işte öyle bir şey aslında yaşananlar.
Böyle bir dönemde; öyle güzel gelişmeler yaşanır ki; 'Gerçek mi, sanal mı?', diye ayırt etmekte zorlanırsınız.
İşte onlardan biri; 150 yıllık rüya MARMARAY!..
Adım kadar eminim ki; ne maket, ne de simülasyon, bu, tümüyle gerçek.
Hem de sadece İstanbul Boğazı'nın yer altının keşfi değil, bu. Londra'dan Pekin'e Doğu ile Batı'nın hız dünyasındaki kucaklaşması.
Aynı zamanda "Tek eksiğiniz ulaşım" diyen IOC üyelerine; İstanbul 2020'nin Madrid ve Tokyo'yu kıskandıran yıldız gibi parlamasıdır, bu.
Yaşasın güçlü, büyük TÜRKİYE!
MIHLAMA
"Kirli madalya istemiyorum."
Suat Kılıç
Gençlik ve Spor Bakanı
Bu onur kimin?
Haberin güzelliğine bakın; Emirates Cup, G.Saray'ın!
Ohh!
F.Bahçe ile G.Saray arasında Kayseri'de oynanacak Süper Kupa finali daha bir kıymetlendi şimdi, bu kupa ile.
Tebrikler!
Başkan Ünal Aysal'dan CEO Lütfi Arıboğan'a. Fatih Terim'den Drogba'ya. Ultra Aslanlar'dan taraftara... Sarı-kırmızılı renklere gönül veren herkesi kutluyorum, Türkiye'ye bu zaferi yaşattıkları için.
Bu, ülke sporu adına tarihi bir başarıdır.
Tıpkı ilk UEFA Kupası ve Süper Kupa gibi.
Ancak, bu sadece G.Saray'ın onuru değil ülke sporunun gururudur.
O yüzden kimse; renk körlüğüne tutulup da, "Emirates Cup da ne? Teneke!" gibilerden hafife almaya kalkmasın, bu tarihi başarıyı, lütfen.
Zira Arsenal, Napoli ve Porto'nun yarıştığı en prestijli iki turnuvadan biridir, Emirates Cup.
Herkes bunu böyle bilsin.
F.Bahçelisi, Beşiktaşlısı, Trabzonsporlusu kısaca kim hangi renge gönül verirse versin bu anlamlı zaferi, daha büyük başarılar için milat bilirse, bugün G.Saray ile gururlandığımız Emirates Cup'ta yarın bir başka takımımızı neden alkışlamayalım?
DİKKAT!
UEFA Finansal Fair-Play kriterleri seneye başlıyor.
Avrupa'nın devleri tedbirini şimdiden alıyor, müsrifliğe paydos.
Ancak, bizimkiler hâlâ şen sazın bülbülünü çalıyor; "Real Madrid ve Barcelona ile yarışacaksak onlarla bütçe (600 milyon euro) denkliğimizin olması gerekir."
Başarı, bütçe denkliği ile mi ölçülür yoksa kurumsal kalite ile mi?
Porto'ya dikkat ettiniz mi, hiç?
"Yıldız say", desen, yaş ortalaması 23 ve ederi 134 milyon euro olan kadrodan bir, bilemediniz iki isim sayarsınız.
Niye, çünkü sağlıklı gelecek için "yeniden yapılanıyorlar."
Şimdi eğri oturup, doğru düşünün; "Gelecek planlanmalı ama nasıl?"
Yıldırım'ı yıldırmak
Aziz Yıldırım'ın özel hayatını yakın takibe almışlar.
Neymiş, kırmızı ışıkta geçerken görüntülenecekmiş.
Mahremiyet, saygı ister.
Ayrıca, bunun gazetecilikle ilgisi ne?
Hani, "Paparazzi gazeteciliği" desem o tarz, Lady Diana hadisesi ile çoktan "aşağılandı" zaten.
Hayır, maksat başka...
Aziz Yıldırım'ı yıldırmak.
Bunun yolu bu mu?
Başkan diyor ki; "Herkesi insan haklarına saygılı olmaya davet ediyorum."
Söyleyene değil, söyletene bakın!
Nur içinde yat!
Gelişim Spor'da 1990'a kadar her pazartesi, buluşurduk; Selçuk Yula, Erdal Keser, Mustafa Yücedağ, Uğur Tütüneker, Tanju Çolak, Metin Tekin, Ali Gültiken ve Feyyaz Uçar ile. Arada bir Alp Yalman Başkan, Mustafa Denizli, Yusuf Namoğlu, Müjdat Yetkiner ve Önder de renk katardı, bu toplantılara.
Sporu, futbolu konuşurduk, Hıncal Uluç, Fatih Altaylı, Attila Gökçe, Ergun Hiçyılmaz ve rahmetli Temel Özalak ile. Fanatizmi değil, profesyonellik, alt yapı ve Fair Play'in önemini tartışırdık.
Şu işe bakın şimdi hepsi masal oldu.
Büyüklerin buyurduğu gibi, "Hayat hayaldir!"
Nur içinde yat Selçuk.