Keyfi kaçtı... Ne oynayan, ne seyreden, ne de yöneten zevk alıyor futboldan... Maalesef, gazı kaçmış gazoz gibi, futbolun verdiği tat... Peki, neden bu kokuşma? Hiç tartışmasız güven duygusu sarsıldığı için... Gerçek dışı bütçelerle futbol piyasası balon gibi şişirildiği için. Sanal sonuçlarla, herkes kendini fena halde kandırılmış hissettiği için... Uzatmayalım... Hal bu iken, televizyonlarda bir dizi uzman saatlerce -sözüm ona- futbol konuşuyor ama o konuşulanların tümü futbol adına inanın incir çekirdeğini doldurmuyor. Onca laf kalabalığının özeti şu; "tencere dibin kara, seninki benden kara!" Gözünüzü açın da bakın beyler, kulüpler borç batağında can çekişiyor. Maalesef, "neresi doğru" denilen bu oyunun aktörleri yıllardır bir mirasyedi gibi üretmeden tüketiyor. Fakat, bu gerçeği konuşan kim? Nerede, bunları sorgulayacak, genel kurul delegeleri? Nerede, yanlışı yanlışla düzeltmeye çalışanlara "dur" diyecek irade? Adalet! Herkes "adalet" diyor. Peki, herkesin arzuladığı "adalet" aynı şeyi mi ifade eder? Söz gelimi, kanun, hak, hukuk ve adalet ifadeleri birbirinden farklı kavramlar değil midir? Mesela, kanun; zaman - zemin ve ihtiyaca göre yasama organı yani siyasetçiler tarafından şekillendirilmez mi? Hak, şekillenen kanuna göre tecelli etmez mi? Mesela; 6222'de şikeye ön görülen ceza 3 ila 15 yıl iken, 6250'de aynı fiile öngörülen ceza; 1 ila 3 yıl olarak sınırlanması "hak ve hürriyetlerin kısıtlanmasını" 3 Temmuz öncesi ve sonrası olarak ayrı ayrı tanzim etmiyor mu? Hukuk; herkese lazımdır fakat sorarım ve herkes için eşit işlemesi gerekmez mi? Peki, sorarım size çevre - nüfuz baskısı ile kanun, hak ve hukuk şartlara göre değişiyorsa, orada gerçek adaletten söz edilebilir mi? Biliyorum kafanız karıştı, inanın benim de... En dramatik dizi! Gerilim filmlerinin ünlü yönetmeni Alfred Hitchcock yaşıyor olsaydı eminim şu bizim şike soruşturmasından kariyerinin en başarılı filmini çıkarırdı. Ancak o filmin finalini nasıl bağlardı eminim ki onu Hitchcock da kestiremezdi. Şampiyon kim? Malum, TFF, 2010-11 sezonunun SporToto Süper Lig Şampiyonu olarak Fenerbahçe'yi tescil etti; peki, iddianame ışığında bu tescil değişecek mi, değişecekse şampiyon kim olacak? 58. madde tartışması! Ne garip!.. 3 Temmuz öncesine kadar her pozisyonu "Bin bir gece masalı" gibi ballandırılarak anlatılan futbol; komplo, cinnet, sır perdesi, gizli örgüt gibi korku filmlerine taş çıkarttıran hikayelerle tam bir çıkmaza saplanırken aşk ve nefret iç içe geçmiş. Sorun; "Düşme kalksın mı, kalkmasın mı?" Heyhat! En önemlisi şu; Disiplin Talimatı'nın 58. maddesi değişecek mi, değişmeyecek mi? Değişecekse nasıl bir iyileştirme olmalı? Küme düşme, talimat değişikliği ile ön görülen iyileştirmede ne şekilde olmalı; söz gelimi, "Bir sezonda ikiden fazla şikeye karışan kulüp küme düşürülür" şeklinde olmalı? Diyelim, TFF, talimatı değiştirerek iç hukukta böyle bir yol açtı, o zaman UEFA'nın "şikeye sıfır tolerans" prensibi ne olacak? Var sayalım ki UEFA, bu komediye göz yumdu, yummaz ya! O zaman kötünün iyisi sayılacak böyle bir değişimin adı "iyileştirme" mi olur yoksa "şikeye kısıtlı izin" mi? Böyle bir düzenlemede, şampiyonluğa oynayan veya kümede kalma mücadelesi veren iki kulüp ligin en son karşılaşmalarında anlaşmalı maç yaptılar, söyleyin bu, "şike" sayılmaz mı? Bitmedi... sormaya devam. "Tüzel kişilik" ve "suçların şahsiliği" kavramı ayırımı 58. madde değişikliğinde yeniden tanımlanmalı mı, tanımlanmamalı mı? Tanımlanacaksa kulüplerin tüzüğü ve o tüzüklerdeki yönetici tarifine hangi yeni müeyyideler eklenmeli? Maalesef her şey karma karışık... Etik Kurulu raporu! "Elçiye zeval olmaz" deyip, buradan Etik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Atalay'a soruyorum, "Nihai rapor" ne zaman açıklanacak? O nihai rapor, 340 sayfalık deliller üzerinden 20 Temmuz 2011'de yapılan inceleme sonuçlarını yok mu sayacak? Yoksa?... o sonuçları tasdik edip, "eksikleri şunlar" mı denilecek? GÜNÜN SÖZÜ ''Bu kadar çok bahis şirketi olmasaydı, şike olayları da bu derece yayılmazdı.'' (Borislav Mihailov, UEFA Yönetim Kurulu Üyesi ve Bulgaristan Futbol Federasyonu Başkanı)