Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Suat Kılıç, spor camiasında fırtına etkisi bırakan sıra dışı bir bakan hissi uyandırdı bende. Yanılıyor olabilirim. Ama şimdilik düşüncem bu. Sporun önünde engel olarak gördüğü ne varsa yıkıp geçti... Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün fiziki yapısı... Genel Müdürler... Bütün il ve ilçe müdürlerini bir çırpıda değiştirdi. Büyük cesaret! Bundan dolayı sayın Bakanı tebrik mi etmeli yoksa tenkit mi, bilemiyorum. Çünkü teamüllerde böyle bir örnek yok. Sayın Bakan çok genç... Çok heyecanlı... Çok da aceleci. Söyleyin lütfen!.. Bu ülkede mantar gibi yönetici mi yetişiyor ki, bir çırpıda bu kadar spor adamına işten el çektirebiliyorsunuz? Bunun amacı ne ola ki? Her şeyin bir ilki var, bu da bir ilk derseniz... Anlarım. Hatta gerekçesini anlatırsanız saygı duyarım, başarılı olmasını isterim. Ama sırf gençlik heyecanıyla oldu bittiye getirilmiş kararı anlamakta her zaman zorlanırım... Çok merak ediyorum... Sayın Bakan bu radikaldeğişime Londra Olimpiyatları'na kısa bir süre kala neden karar verdi? Hangi birikim, inceleme, değerlendirme ve mütalaadan sonra bu yolu seçti, bilen varsa anlatsın lütfen. Endişem, "Yaşlıların bulanık suda gördüğünü gençler aynada bile göremezler" sözünden. Çünkü süreç kritik... Türk sporunun master projesi olan 2020-İstanbul'un 5. kez olimpiyat adaylığını kapsıyor ki, bu en gerçekçi adaylık. Bu dönemde maharet kıyım değil, ülke sporunu daha da güçlendirecek ve yeni ufuklar, heyecanlar, hedefler ve projelerle ülkemizi 2020'ye hazırlayacak olimpik insan sayısını artırmaktır. Böyle bir döneme, daha önce hiçbir bakanın cesaret edemediği radikal değişiklerle başlamak sporumuza nasıl bir fayda sağlar? Sayın Bakanım, her sporsever gibi sporun içinde 35 yılını tüketmiş bir spor yazarı olarak, gerekçelerinizi bilme hakkım vardır, diye düşünüyorum. Ne dersiniz? Mıhlama İnsanlar başaklara benzerler. İçleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler. (Montaigne) Günün sorusu HDK ne yapar? Bu ülkede, İstanbul Olimpiyat Oyunları Hazırlık Düzenleme Kurulunun kimlerden oluştuğunu, görevinin ne olduğunu ve bugüne kadar hangi projeleri yaptığını bilen var mı? Matador Arda! Hayalimiz var... Tutkumuz var... Hedefimiz de var ama ciddiyetimiz maalesef! Kazakistan önündeki oyun karakteri oturmamış bir ekip nasıl ''takım'' gibi ''takım'' olur? Neyse ki böyle durumlarda matador Arda devreye giriyor da rahat bir nefes alıyoruz. Haydi Arda, bugün de göster kendini! Koç'a bırakırlar mı? 19 Temmuz 2011'de bu köşeden, "Aziz Yıldırım'dan sonra F.Bahçe Başkanı kim olacak?" diye sormuş, üç de isim vermiştim: 1. Ali Koç 2. Sadettin Saran 3. Murat Ülker. Şimdi soruyorum; F.Bahçe Genel Kurulu arabayı duvara toslatmış bir yönetimin devamı olan Ali Koç'a F.Bahçe'yi bırakır mı? Kanun! İlk Sporda Şiddet Yasası iki yılda kadük olunca kanun yapıcılar onun yerine "Şike, teşvik ve dopingi" de içeren yeni kanunu koydular. Yenisi taslak halindeyken bu köşeden ısrarla "Bu da deforme olur" diye uyardım, "Futbol sevgidir, saygıdır, korku değil. Kurulacak korku imparatorluğunda yine futbolun aktörleri mahkum olur" diye. Üç ayda anlaşıldı ki, yanılmamışız. Şimdi, futbolun baş aktörleri, "Yeni kanunu yeniden nasıl düzenleriz?" diye çırpınıyor. Seviniyorum, artık futbolun yakıp yıkmak, kırıp dökmek olmadığını herkes anladığı için. İşte işin en güzel yanı bu.