İnanın gına geldi... Sabah, akşam her yerde aynı mevzu. Sanki memleketin başka meselesi yok. Maalesef, futbolumuz şike illetine -pardon krizine- tutulalı, tam 6 ay oldu. Küçücük kıvılcım, kor ateşe döndü. O alev topu; Emniyet, Savcılık, Kulüpler, TFF ve UEFA koridorlarında yangın olup habis gibi tepeden tırnağa futbolumuzu sardı. Ortalık toz duman. Kim suçlu, kim masum; kim gerçeği anlatıyor, kim "yalan" söylüyor, kim ne biliyor, kestirmek ne mümkün. Tek gerçek, Savcı Mehmet Berk'in 5 ayda titizlikle hazırladığı iddianamenin artık ortaya çıkmış olması. Fakat onun da üstündeki "gizlilik" kararı hâlâ sürdüğü için içinde ne var, ne yok; -deliller, tapeler, bilgi ve belgeler, ne durumda- kimse bilmiyor. Savcı sadece birkaçının kusurları başlık altında toplamış. Fakat şahıslar, o kusurları nerede, ne zaman, nasıl işlenmiş, kimse bilmiyor. Bilse bile asıl fasıl yeni açılıyor. Söz savunmaya şimdi geçiyor. Hem Ceza hem de Disiplin Hukuku açısından. Fakat tam belirsizlik hali sürürken ortalık bilgi kirliliğinden geçilmiyor, yetkili-yetkisiz, konuyu bilen-bilmeyen herkes, işin sonundaki "masumiyet karinesi" ihtimalini hesaba bile katmadan kendine göre asıyor kesiyor. Disiplin soruşturması daha başlamadan takımları küme düşürenler mi istersin? Köy meydanı mı, bu? Yok, kulüplerimize, Avrupa'yı 3-5 yıl yasaklayanlar mı, ararsın? Ligi hiç oynanmamış gibi hayal edenler mi? Özetle, nasıl, hangi türden fikir istersen hepsi mevcut. Yapmayın, beyler, "Hukuk" bu "guguk" değil, şakaya gelir tarafı yok. Ayrıca bu işler lafla çözülmez. Bakın, asıl konuşması gereken, UEFA'nın 2 numaralı ismi Şenes Erzik hiç gözüküyor mu ortalarda? Hiç konuşuyor mu, hayır? Hiç düşündünüz mü, niye bu suskunluk, korktuğu için olabilir mi, hayır? O halde niçin? Boş konuşmamak için. Yargıyı yanıltmamak için. Adalet müessesine olan güveni sarsmamak için. En mühimi, sarf edeceği bir söz ile Türk futbolunu, UEFA nezdinde bağlamamak için. Yoksa Şenes Bey'in söyleyeceği o kadar çok şey var ki? MIHLAMA Hiç hata yapmayan kişi, hiçbir şey yapmayandır!.. Veto! Ne anlamlı bir veto! Malum, TBMM'nin 6222 Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair, Şike, Teşvik ve Doping yasasındaki değişiklik arzusu Köşk'ten döndü. İyi ki de döndü. Yoksa?.. Hem "Kişiye Özel kanun çıkarıldı", diye kamu vicdanı, fena halde örselenecek hem ceza-suç dengesizliğini gözden kaçıran TBMM, 6 ay önce çıkardığı kanunu 6 ay sonra değiştiren bir müessese olarak tarihe geçecekti. Şu diplomasinin büyüklüğüne bakın ki; bir veto ile Köşk, kanun yapıcılara ne anlamlı dersler verdi. Ne de olsa bilgi kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak korkulardan kurtarır? Derbi kimin umurunda! Yarın Türk futbolunun en önemli derbilerinden biri oynanacak; Arena'da G.Saray ile F.Bahçe arasında. Fakat kimsenin umurunda değil bu derbi. İnanmıyorsanız, dönün bakın gazetelerin spor sayfalarına... Televizyonların spor saatlerine... Radyolardaki spor programlarına. Hepsi; şike soruşturmasına odaklanmış. Heyhat! 2020 İstanbul için ne yapıyorsunuz? Açık yazıyorum kabinedeki en avantajlı bakan; Spor Bakanımız Suat Kılıç! Niye? Çünkü şu an kimse onun ne yaptığına bakmıyor, ne yapacağını da merak etmiyor. Eğer, birazcık baksalardı... GÜNÜN SORUSU Temiz futbol adına! Hepimiz temiz futbol istemiyor muyuz, o halde bu uğurdaki çabalardan niçin korkuyoruz?