Oyun yeni başlıyor

A -
A +

 UEFA'nın kararı bazılarını şoke etmiş olabilir ama benim için malumun ilamıdır.

Bu köşenin müdavimleri kararın böyle çıkacağını zaten iki hafta önce bu sütunlarda "Gerçeği anlatın" başlığıyla okumuşlardı, bilmeyenlere de internetten okumalarını  tavsiye ederim.
"Düğün değil bayram değil UEFA bizi niye öptü?"
Lütfen iyice düşünelim.
Asıl soru şu, "Şimdi ne olacak?"
Şurası kesin; Türk futbolu tarihinin en karanlık tüneline girdi. İşin en komik yanı da "Benim yoğurdum ekşi" diyen birinin olmaması.
Herkes sütten çıkmış ak kaşık rolünde.
Uzatmayayım diyeceğim, UEFA ile kulüpler, hatta TFF arasında son derece endişe verici oyunlar silsilesinin yeni başladığıdır.
Aman dikkat! Bir yanlış daha yapmayalım.
İşte tam bu noktada ne Porto'nun 3 yıllık cezasının nasıl kaldırıldığı örneğini verip mide bulandırmak niyetimdeyim, ne de iki kulübümüz ve yöneticilerin Tahkim ve CAS sürecinden sonra aklanıp çıkacağına yönelik bir kanaat beyan edeceğim.
Çünkü bu saatten sonra bunların futbolumuza hiçbir faydası yok.
O yüzden bugün size bir fıkra nakledeceğim. Çünkü fıkralar hayat dersi gibidir. Yaşanmış onca acı tecrübeyi bir daha yaşamamak adına "Bir şeyi denemeden önce iyice düşün, faydalı mı değil mi?" türünden insana yol gösterir. İşte o tür bir fıkra:
Çok zeki bir talebe, "Ben iyi biri miyim yoksa fena biri mi, bundan nasıl emin olabilirim?" diye hocasına sorar.
Hocası, "Bunu gerçekten öğrenmek mi istiyorsun?" der.
Talebe, "evet" deyince hocası, "Şu tahta ve oradaki bir kasa çiviyi al, evine götür" der.
Talebe, "Niçin?" anlamında dudak büker.
Hocası anlatmaya devam eder, "Her akşam her hatan için o tahtaya bir çivi çak."
Talebe bir mana veremez. Hoca devam eder.
"Sabahları ise düzelttiğin her yanlışın için tahtadaki çivileri tek tek sök. Birkaç yıl sonra gel durumunu değerlendirelim" der.
Talebe, hocasının dediklerini aynen yapar; hızla yükselen kariyeri, artan şanı, son derece zengin ve pek mutlu biri olarak, tahta ile birlikte hocasının karşısına dikilir.
"Hocam talebenizi nasıl buldunuz?" 
Hoca bir taraftan kapıdaki son model arabaya, etrafında pervane gibi dönen adamlara ve her halinden hayli zenginleştiği gayet iyi anlaşılan talebesine bakar, diğer taraftan da talebesinin elindeki tahtaya.
Talebe mutludur.
"Hocam dediklerinizi aynen yaptım. Her hatam için akşamları tahtaya birer çivi çaktım, sabah ise her yaptığım iyilik için çaktığım çivilerden birini söktüm. Sonunda işte size ter temiz bir tahta getirdim. Nasıl, imtihanı geçtim mi?" 
Hoca talebesinin elinden tutar, işaret parmağıyla sökülen çivilerin yerlerini göstererek, "Bunca hatayı sen mi işledin?" diye sorar. Talebe zafer kazanmış bir edayla "Ama gördüğünüz gibi hepsini düzelttim" der.
Hoca acı bir tebessümle, "Ah yavrucuğum" der, "Doğru, hepsini düzeltmişsin ama çivilerin izi silinmemiş" dersini verir.
İşte o an talebenin beyninde "Yıldırım"lar çakar.
UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.