Allah, Allah! Bu nasıl iş, pozisyon çok, gol az? Yahu, vuruyorsun olmuyor... Şut atıyorsun olmuyor, kafa koyuyorsun olmuyor, nasıl olacak bu gol... İlle de Hakan Şükür'ü mü alıp gelmeli! Allah, Allah! Tek mi, çift mi, papatya falı çektik günlerce... Fatih Hoca, "Benim rakamlarla işim yok!.. Futbol akıl ve güç ile oynanır" dediği halde... Maalesef, ne çift; Batuhan - Mevlüt ikilisiyle ne de tek Mevlüt'le erken olmasını istediğimiz golü yapabildik! Koca devreyi, klasik hastalığımız ölü toptan yediğimiz gol ile 1-0 geride kapadık. Hem de, Hoca'nın binlerce kez, "Edin Dzeko'ya dikkat" ikazına rağmen. Maalesef, İbrahim Kaş'ı da uyuttu Dzeko, Avrupa'nın en iyi kalecilerinden bildiğimiz Volkan'ı da. O saatten sonra ayıkla pirincin taşını ayıklayabilirsen... Neyse ki, devre arasında Fatih Hoca'nın taktik operasyonu ve Sabri'nin uzaktan kullandığı serbest vuruşta Arda'nın baskısıyla beraberlik golünü bulduk da, bilinmez karanlığa gömülmek üzere olan geceyi aydınlattık. Hakkını teslim edelim Fatih Hoca'nın. Orta saha zaafımızı zamanında fark etti, Batuhan'ı kenara çekip, Nuri Şahin'i oyuna aldı. Tempomuz yükseldi, Bosna'yı hataya zorladık. Golü bulduk. Nuri oyunda liderliği eline almasından sonra maçı kazanmak adına Hoca bir riske daha girdi, Ayhan'ı çıkarıp, Halil'i oyuna aldı ve yeniden çift forvete döndük. İyi de oldu, Mevlüt ile galibiyet golünü yaptık. Ama atılan o iki gole rağmen kaçan fırsatları düşündükçe, "Golcü neredesin" diye haykırmak geldi içimden. Son vuruşları ustaca yapacak bir golcü aradım durdum. "Kral Hakan Şükür"e alternatif diye gösterilen Batuhan ise maalesef ilk sınavında "sıfır" çekti ve Fatih Hoca'nın altın tepsi içinde sunduğu büyük fırsatı tepti!.. Onun adına, futbolum adına üzüldüm, Dilerim, bu ilk deneme Batuhan'ı içine kapamaz!