Sinemalarda, filmin başına kocaman bir yazı düşer; "Özen Film iftiharla sunar!" F.Bahçe'nin dün gece film lezzetindeki futbol resitalinin sinema diliyle takdimi de herhalde olsa olsa; "Özel adam Özer Hurmacı iftiharla sunar!" olurdu. Adam müthiş; bu kadar kısa zamanda Fenerbahçe'nin beyni olup çıkmış. Bir ara, sanki Alex'i seyrediyorum sandım. Hatta Özer'i seyrederken "lider oyuncu arıyorum" diye yanıp tutuşan Mustafa Denizli gözümün önüne geliverdi. Hani, dedim kendi kendime "Beşiktaş, Tabata, Delgado ve Yusuf; üçünü birden verip, Özer'i alsaydı, Beşiktaş bugün ligde kaç puan önde olurdu?" Uzun lafın kısası Özer dün hem harika oyun kurucu rolüyle hem asistleri ve hem de attığı nefis golle sahanın yıldızıydı. Ama ne var ki; bu genç yıldız o harika oyunu boş tribünlere oynadı. Sahi; "Gönülden Fener'e bağlıyız", "Karşılıksız ölesiye sevgi" sözü verenler neredeydi dün gece? Şimdi gelelim asıl meseleye... Kupadaki 27 yıllık hasreti bu sezon şölene dönüştürmek isteyen F.Bahçe'nin A grubundaki başlangıç karşılaşması Altay maçının analizine. Açık söyleyeyim, Altay, Fenerbahçe'yi sahasında karşılamayı hedefledi. Oyunda denge kurduğuna inandığı anda da zaman zaman Mesut ve Mehmet işbirliğiyle kontra atağı düşündü. Ama her şey güç meselesi. Nitekim, F.Bahçe'yi Süper Lig ve Avrupa'da lideri olarak yarıştıran Christoph Daum, İzmir'in tarihi çınarı Altay'ı, "hafif sıklet" görmüş olmalı ki; "Artık oturdu" dediği 4-2-3-1 şeklindeki sisteme hiç dokunmamış ama sahaya sürdüğü on birde çok önemli değişiklikler yapmıştı. Mesela kalede Demirel değil de Volkan Babacan vardı. İnanın bu genç kaleci, yer tutuşu, oyunu takibi ve karşı karşıya pozisyonlardaki o inanılmaz soğukkanlılığı ile ağabeyini hiç aratmadı. Bravo!. Savunmadaki tek farklılık, Bekir'di. Maalesef Altay'ın bütün atakları onun kanadından geldi, zayıf kaldı Bekir. Ama çift ön liberoda Cristian'ın yanında oynayan Deniz, Emre Belözoğlu'nu aratmadığı gibi Baroni'yi rahatlattı ve şut denemelerine fırsat verdi. Fakat Uğur Boral, Özer ve Mehmet Topuz üçlüsünün önündeki en uç adam Semih şanssız bir günündeydi. Ne kadar uğraştıysa bir türlü gol atamadı. Ama çapraz koşularıyla; Onur, Yiğitcan, Alp ve Musa Sinan'dan kurulu Altay savunmasının dikkatini dağıtarak geriden gelen Cristian, Özer ve Mehmet Topuz gibi oyunculara şut imkanı sağladı. Nitekim galibiyeti getiren golleri de bu sayede buldu ve gruptaki ilk maçında istediğini aldı. Sinemalarda, filmin başına kocaman bir yazı düşer; "Özen Film iftiharla sunar!" F.Bahçe'nin dün gece film lezzetindeki futbol resitalinin sinema diliyle takdimi de herhalde olsa olsa; "Özel adam Özer Hurmacı iftiharla sunar!" olurdu. Adam müthiş; bu kadar kısa zamanda Fenerbahçe'nin beyni olup çıkmış. Bir ara, sanki Alex'i seyrediyorum sandım. Hatta Özer'i seyrederken "lider oyuncu arıyorum" diye yanıp tutuşan Mustafa Denizli gözümün önüne geliverdi. Hani, dedim kendi kendime "Beşiktaş, Tabata, Delgado ve Yusuf; üçünü birden verip, Özer'i alsaydı, Beşiktaş bugün ligde kaç puan önde olurdu?" Uzun lafın kısası Özer dün hem harika oyun kurucu rolüyle hem asistleri ve hem de attığı nefis golle sahanın yıldızıydı. Ama ne var ki; bu genç yıldız o harika oyunu boş tribünlere oynadı. Sahi; "Gönülden Fener'e bağlıyız", "Karşılıksız ölesiye sevgi" sözü verenler neredeydi dün gece? Şimdi gelelim asıl meseleye... Kupadaki 27 yıllık hasreti bu sezon şölene dönüştürmek isteyen F.Bahçe'nin A grubundaki başlangıç karşılaşması Altay maçının analizine. Açık söyleyeyim, Altay, Fenerbahçe'yi sahasında karşılamayı hedefledi. Oyunda denge kurduğuna inandığı anda da zaman zaman Mesut ve Mehmet işbirliğiyle kontra atağı düşündü. Ama her şey güç meselesi. Nitekim, F.Bahçe'yi Süper Lig ve Avrupa'da lideri olarak yarıştıran Christoph Daum, İzmir'in tarihi çınarı Altay'ı, "hafif sıklet" görmüş olmalı ki; "Artık oturdu" dediği 4-2-3-1 şeklindeki sisteme hiç dokunmamış ama sahaya sürdüğü on birde çok önemli değişiklikler yapmıştı. Mesela kalede Demirel değil de Volkan Babacan vardı. İnanın bu genç kaleci, yer tutuşu, oyunu takibi ve karşı karşıya pozisyonlardaki o inanılmaz soğukkanlılığı ile ağabeyini hiç aratmadı. Bravo!. Savunmadaki tek farklılık, Bekir'di. Maalesef Altay'ın bütün atakları onun kanadından geldi, zayıf kaldı Bekir. Ama çift ön liberoda Cristian'ın yanında oynayan Deniz, Emre Belözoğlu'nu aratmadığı gibi Baroni'yi rahatlattı ve şut denemelerine fırsat verdi. Fakat Uğur Boral, Özer ve Mehmet Topuz üçlüsünün önündeki en uç adam Semih şanssız bir günündeydi. Ne kadar uğraştıysa bir türlü gol atamadı. Ama çapraz koşularıyla; Onur, Yiğitcan, Alp ve Musa Sinan'dan kurulu Altay savunmasının dikkatini dağıtarak geriden gelen Cristian, Özer ve Mehmet Topuz gibi oyunculara şut imkanı sağladı. Nitekim galibiyeti getiren golleri de bu sayede buldu ve gruptaki ilk maçında istediğini aldı.