Platini bizi anlamaz!

A -
A +

Abluka!.. Karadan, havadan, denizden... Rüzgârın estiği her yönden; Başbakan ile olan görüşmede, uçakta, yemekte, otelde, Koç Müzesi'nde.. her yerde, ama yüz yüze ama faks, e-mail, telefon, gazete ilanı ve direkt veya dolaylı şekilde inanılmaz bir abluka sürdürülüyor. Kime ve niçin mi bu kıskaç? Malum, UEFA Başkanı Michel Platini ve ekibine karşı, futbolumuzdaki şike soruşturması için. Soru: Türkiye'de şike, tespitleri, tahlilleri, tapeleri, belgeleri ve hukuki sonuçlarıyla sabit görülmüş mü? Hayır. Hukuki süreç, hem ceza, hem de disiplin hukuku açısından hâlâ tamamlanmış değil. Ama biz ne yapıyoruz, ülkemize kongre için gelen UEFA Başkanı ve heyetine yalvar yakar oluyoruz: "Aman Türk takımlarına bir ceza verilmesin... Avrupa'dan men edilmeyelim! Küme düşme olmasın!" Bu yerli yersiz istekler, "Biz ettik, siz etmeyin" demek ve kendi kendimizi ele vermek değil midir? Yazık! Şu zavallılığa bakın ki, bir sorunu çözelim derken, olan olmayan futboldaki bütün kirli çamaşırları ortaya dökerek daha büyük sorunlara davetiye çıkarıyoruz. Bu nasıl bir şeydir? Ahh!... Ah ki ah!... İnanın, şu birkaç gün içinde olup bitenleri düşününce, tüylerim diken diken oluyor. Şaşırıyorum; üzülüyorum ve açıkça kahroluyorum. Söyleyin, Türkiye'de bulunma nedeni UEFA'nın Mali Kongresi'ni yapmak olan UEFA Başkanı, dünyanın hiç bir yerinde buradaki gibi bir kıskaca alınmış mıdır, sanmıyorum. Ayrıca UEFA Başkanı Platini'nin neyine bizim derdimiz. Hayır, aklımız sıra iş bitiren olacağız ya, ha gayret de gayret bastırıyoruz. Fransız futbol adamı anlar mı bizi, anlamaz. Biz ne kadar çabalarsak çabalayalım, o diyeceğini açık ve net söylüyor: "UEFA'nın prensibi, şikeye sıfır töleranstır. Düzenlemenizi buna göre yapın, Biz sizin iç işlerinize karışmayız. Ama kararınız, UEFA'nın yarışmalarını etkilerse, ona da kayıtsız kalamayız!" Suratımıza inen şamar gibi bir şey bu... Ama ders almıyoruz, yine büyük pişkinlik içinde; Platini'nin açıklamalarını hiç yapılmamış sayıp, mantığı olmayan çözümlerimizi, aklımız sıra UEFA Başkanı'na dayatmaya çalışıyoruz. Yerler mi hiç? Sıfır tolerans nedir? UEFA Genel Sekreteri İnfantino, "Türkiye'de bir çok olay gazetelerde başlıyor bitiyor" dedi ve sıfır toleransı "Duruma göre değişir" diye değerlendirdi. Yakıştı mı? Türkiye Fair Play Platformu. Adını daha önce hiç duymadım, bilen varsa anlatsın, nedir bu kuruluş, yasal mıdır, değil midir, tüzügü, amacı nedir? Üyeleri kimlerdir? Cesarete bakın; üç ayrı dilde Türk futbolunu dünyaya jurnalledi, bu kuruluş. Hem de gazetelere verdiği "Sayın Michel Pilatini ve Sayın UEFA Yetkilileri" diye başlayan yarım sayfalık ilanda, "Türk futbolu kirlenmiştir" diyerek. Hem de, "UEFA'nın değerlerini hatırlayın! Acilen müdahale edin ve disiplin tedbirlerini uygulayın! Türk futbolunu siz kurtarın! Lütfen!" diye UEFA'ya dahi talimat veren bir üslup ile! Söyleyin!.. Hukuki süreç sürerken, sonucu beklemeye dahi sabır gösteremeyen bu aceleci yaklaşım, olması gereken en doğru yol mudur? Çalımbay'a kupa yakışır Rıza Çalımbay futbolculuğunda "Atom Karınca"ydı. İnanılmaz bir güce ve azme sahipti. Yorulmak nedir bilmezdi, çalışır, çalışır, çalışırdı. Onun kaptanlığında Beşiktaş üç kez üst üste şampiyon oldu. Futbolu bıraktıktan sonra Milli Takım'da Mustafa Denizli'nin asistanı olarak teknik adamlığa ilk adımı attı. O günden bu güne çok yol aldı. Artık Rıza Hoca'ya bir kupa yakışır diye düşünüyorum. Bu neden Ziraat Türkiye Kupası olmasın? Aferin Hasan Şaş'a... F.Bahçe derbisinde başına gelenleri ve sonrasında kendisine atılan iftiraya, kırmadan, dökmeden, incitmeden, bir spor adamı centilmenliği ve sorumluluğu içinde diplomatça cevap verdi. Helal olsun. PFDK'dan ceza da alsa haftanın kazananıdır Hasan Şaş!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.